F ForuM

Biz Bir Aileyiz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 A'dan Z'ye Osmanlı Devleti

Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
YazarMesaj
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:26 pm

1. Kosova Savaşı

--------------------------------------------------------------------------------



Birinci Kosova Meydan Muharebesi (1362-1389): Osmanlilarin kurulusundan itibaren kuvvetlenmesi Avrupa kitasinda fetihlerde bulunmasi buradaki devletleri endiseye sevketti. Tek baslarina karsi koyamayacaklarini anlayan bu devletler ittifak halinde harekete karar verdiler ve anlastilar. Sirp Krali Lazar ile Bosna Krali Tvartko ve Arnavud Prensi Jorj Kastriyota öncülügünde; Bulgar Arnavud Ulah Sirp Prensleri de ittifaka katildilar. Hayati muharebe meydanlarinda geçerek Islâm Dini'nin cihad emrini yerine getiren Birinci Sultan Murâd Hân Osmanli Devleti aleyhine yapilan Hiristiyan ittifakindan casuslar vasitasiyla haberdar oldu. Gerekli tedbirleri yerinde ve zamaninda alinmak suretiyle düsmanin dikkatini çekmeden plânli olarak harbe hazirlanildi. Haçli ittifakina karsi Anadolu beyliklerinden yardimci kuvvetler istenerek gönüllüleri davet edildi. Balkanlar'daki ittifaki bozmak için Vezir-i âzam Çandarlizâde Ali Pasa otuzbin kisilik kuvvetle 1388'de Bulgarlari saf disi ederek Bulgaristan ve Mora isgal etti.

Türkler'i Balkanlar'dan atmak için hazirlanan ittifaka karsi bütün hazirliklarini tamamlayan Sultan Murad Hân Harp Meclisi'nin ardindan altmisbin kadar mevcutlu Osmanli ordusu ile Anadolu beylikleri kuvvetleri ve gönüllü Müslümanlar ile 1389'da Sirp Krali Lazar'in merkezi olan Pristine istikametine hareket etti. Rumeli Akinci kumandani Gazi Evrenuz Bey ile Pasa Yigit kumandasindaki Osmanli öncü kuvvetleri Kosova'da müttefik Haçli kuvvetleriyle karsilastilar. Osmanli ordusunun Balkanlar'da ilerlerken geçtigi yerlerde yagma tahribat yapmamasi Islâmi Hiristiyanlara çok iyi tanitti. Islâmiyet hakkinda bilgileri olmayan halk hayretler içinde kaldilar. Idarecilerinden zulüm eziyet kötü muameleden baska birsey görmeyen ahâli bundan sonraki seneler Türk idaresini arzu ve istekle beklediler ve benimsediler.

Muharebe öncesi toplanan harp divaninda; istisareden sonra Sultan Murad-i Hüdavendigâr; kumandan ve hey'ete:

"-Cümleniz berhudar olasiniz. Firasetinizi açikça bildirdiniz Gayri hepimiz biliriz ki zafer ancak Allahü teâlânin yardimiyla gerçeklesir Küffar ordusu 'bizden fazladir. Fakat Müslüman mücahid kâfirden secâatlidir. Beglerim pasalarim hadi göreyim sizi. Bu gece asker evlâdciklarimi hosça tutasiniz. Onlara Yüce Allah'imiza dua etmelerini vaziyet edesiniz. Helâllasasiniz. Ola ki yarin çogumuz cennette bulusuruz." hitabini yapip kendisi de mübarek Berât gecesi Kur'ân-i kerîm okuduktan sonra harb meydanindaki çadirinda firtina devam ederken tarihe geçen su duayi Allahü teâlâdan niyaz etti:

"-Ya Rabbim! Bu firtina su âciz Murad kulunun günâhlari yüzünden çiktiysa masum askerlerimi cezalandirma. Onlari bagisla. Allahim. Onlar ki buraya kadar sadece Senin adini yüceltmek Islâm dinini kâfirlere duyurmak için geldiler. Bu firtina âfetini onlarin üzerinden def eyle. Senin sanina lâyik bir zafer kazanmalarini nasip eyle. Onlara öyle bir zafer kazandir ki bütün Müslümanlar bayram ede. Müslümanlari mansûr ve muzaffer eyle. Ve dilersen o bayram gününde su Murâd kulunu sana kurban olsun Önce beni gazi kildin sonra sehid et."

1389 yazinda Kosava'da düsmana karsi harp nizami alan Osmanli ordusuna Sultan Murad Hân kumanda edip merkez kuvvetlerinin basindaydi. Vezir-i Âzam Ali Pasa Sultan'in yanindaydi. Ordunun sag kolunda Sehzade Bâyezid Rumeli Beylerbeyisi Kara Timurtas Pasa Akinci Beyi Evrenuz Bey sol kolda Karesi Sancakbeyi Yakup Beg Anadolu Beylerbeyi Saruca Pasa bulunuyor ve kumanda ediyordu. Merkez kuvvetlerinin önünde Yeniçeriler ve onlarin önünde de toplar vardi. Her kolun önüne biner okçu yerlestirildi. Haçli ordusunun merkezinde bulunan Sirp despotu Lazar birliklere komuta ediyordu. Sag kola Lazar'in yegeni ve damadi Brankoviç sol kola Bosna Krali Tvartka kumanda ediyordu. Düsman kuvvetleri Sirp Bosna Macar Ulah Arnavud Leh ve Çeklerden meydana gelip mevcudu Osmanli kuvvetlerinden fazlaydi. Muharebe 9 Agustos 1389 günü Haçhlar'in top atisiyla basladi. Türk ordusunun kahramanligi ve harp plâninin mükemmelligi ve muvaffakiyetle tatbiki neticesinde üstün Haçli ordusu sekiz saat içerisinde bozuldu. Sag kalan Haçli kuvvetleri geri çekilip çareyi kaçmakta buldular. Muharebenin kazanilmasinda ve düsmani imha ve takip edilmesinde Sehzade Bayezid'in büyük rolü oldu. Haçli kumandani Lazar ile oglu yüksek rütbeli kumandanlar ve mahiyyetleri esir edildiler. Murad Hân zaferden sonra devrin an'anesi geregince sükran ifadesiyle muharebe meydaninda dolasirken Lazar'in damadi yarali sirp asilzadelerinden Milos Obiliç'in halini sorarken sehid edildi. Sultan Murâd-i Hüdâvendigâr'in sehâdetinden önceki vasiyyetinde Bâyezid Hân Osmanli Sultani oldu. ikiyüzbinlik Haçli ordusunun kumandanlari dahi öldürülüp Kosova'da zafer kazanilmasi neticesinde; Osmanli Devleti Balkanlar'a kesin olarak yerlesti ve Sirp Kralligi yikilarak Sirbistan Türk hakimiyetine geçirildi. Bölgeye Türk ve Islâm nüfusu iskân edilerek hakimiyet pekistirildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:26 pm

1.Viyana Kuşatması

--------------------------------------------------------------------------------



Mohaç'ta Macaristan ordusunu tamamen imha edip bölgeyi Osmanli Devleti sinirlari içine katan Kanunî Sultan Süleyman Han savastan sonra Budapeste' ye gelip Macaristan'in yeni statüsünü tesbit etmisti. Buna göre Macaristan Osmanli Devleti'ne bagli bir krallik olarak bilinen ve Mohaç muharebesine katilmayan Transilvanya (Erdel) voyvodasi Zapolya'ya verilecekti. Nitekim Kanunî Sultan Süleyman Han 16 Ekim 1526'da Macaristan tacini Zapolya'ya veren târihî fermanini imzaladi ve Budapeste'de Macaristan tahtina geçirdi. Kuzeydogu Macaristan'da Tokay sehrinde toplanan Macar diet (asiller) meclisi Zapolya'yi kral tanidi. Macar kralliginin Bohenya tacina bagli olan ve Osmanli ordularinin girmedigi Bohenya Moravya Slovakya ve Silezya gibi ülkeler ise Mohaç'ta öldürülen Macar krali Layos'un karisi ve ispanyaAlmanya imparatoru CharlesOuint'in kardesi olan Avusturya arsidükü Ferdinand'da kaldi. Kanunî Sultan Süleyman istanbul'a döndükten sonra harekete geçen Ferdinand Bratislava'da Osmanlilara karsi olan asillerden tesekkül ettirilmis bir diet meclisi toplayarak kendini Macaristan ve Bohenya krali îlân ettirdi. Agabeyi Ispanya Almanya imparatoru CharlesQuint' in de destegini alarak iyice güçlenen Ferdinand Tokay meydan muharebesinde Zapolya'yi yenerek Budapeste'yi (Budin) almis ve Macaristan'in büyük bir kismini ele geçirmisti. Bunun üzerine Zapolay Kanunî Sultan Süleyman Han'dan yardim istedi.

Kanunî Sultan Süleyman Han Mohaç zaferi ve kiliç hakkiyla zaptettigi genis Macaristan ülkelerinin Alman asilli bir hükümdarin eline geçmesine müsâde edemezdi. Bu Osmanli Devleti için vahim neticeler dogurabilirdi.

Kanunî Sultan Süleyman Han sefer hazirliklariyla mesgulken Macaristan'dan fethedilen arazinin geri verilmesi karsiliginda baris yapmak istegiyle Ferdinand'in elçileri geldi. Fakat Almanlari Budin ve Macaristan' dan çikarip atmak Ferdinand'a gözdagi vermek bulunabilirse Alman ordusunu yakalayip yok etmek arzusunda olan Kanunî Sultan Süleyman Han o zamanin âdetleri geregi elçileri tevkif ettirdi. Hazirliklarini tamamladiktan sonra serbest birakip savas için yola çiktigini söyleyip Ferdinad'a gönderdi.

10 Mayis 1529'da istanbul'dan hareket eden Süleyman Han 20 Haziran'da Sofya'ya ve 18 Agustos'da Mohaç ovasina ulasti. Zapolya da 6000 Macar askeri ile orduya katildi ve burada Pâdisâh' in elini öpmekle sereflendi. Eylül' de Budin'i kusatan sultan Süleyman Han teslim teklifinin reddedilmesi üzerine siddetli bir muhasara savasina basladi. 8 Eylül'de kale kapilarindan biri ele geçirilip umûmî hücum baslatilinca ümit kalmadigini anlayan müdâfiler hayatlarina dokunulmamak sartiyla kaleyi teslim ettiler. Kisa zamanda gösterilen bu muvaffakiyet karsisinda Osmanli hâkimiyetine daha fazla karsi duramayacagini anlayan Bogdan voyvodasi besinci Petro Raves de ordugâha gelerek bir tâbiiyyet andlasmasi imzaladi. Elbasan sancakbeyi Hasan Bey'i Budin'de muhafiz birakan Kanunî 12 Eylül' de Macar taht sehrinden ayrilip Viyana üzerine yürüdü. Bu arada Ferdinand'in adamlari tarafindan kaçirilmak üzereyken izvornik sancakbeyi Sultanzâde Bâli Bey' in ele geçirdigi meshur Macar taci yeniçeri sekbanbasisi tarafindan Zapolya'ya giydirildi.

Kanunî Sultan Süleyman Han 22 Eylül'de Almanya sinirini geçti. Ertesi gün Bâli Bey'in kardesi Semendire sancakbeyi Sultanzâde Mehmed Bey Alman öncü kuvvetlerinin büyük bir kismini Viyana'nin on bes kilometre güneydogusundaki Bruck kasabasi yakinlarinda imha etti. Esir edilen Alman kuvvetleri komutani Christophe Von Zedlitz ve alti general Sultan'a gönderildi. 27 Eylül'de Viyana önlerine gelen ordu-yi hümâyûn hiristiyanligin en büyük devleti olan Alman imparatorlugu'nun baskentini muhasaraya basladi.

Kanunî Sultan Süleyman Han 120.000 kisilik bir orduyla Budin' den ayrilip Viyana üzerine yürüdügü haberi duyulunca sâdece Almanya'da degil bütün Avrupa' da müthis bir telas ve korku baslamis Türklerin gelisi karsisinda o sirada had safhada olan mezhep mücâdeleleri bile bir tarafa birakilarak Viyana'ya yardim kampanyasi açilmis ve Avrupa'nin her yerinden muhtelif milletlere mensup yardim kuvveti akin akin gelmeye baslamis hattâ muhâsaradan biraz evvel bu kuvvetlerin büyük bir kismi kaleye yerlesmisti. Osmanli ordusunun hasmetinden büyük bir korkuya kapilan Ferdinand alelacele sehri terkederek kaçmis yerine ihtiyar ve tecrübeli bir asker olan Kont Nicolos Von Salm'i kale komutani olarak birakmisti. Müdâfaa hazirliklarina baslayan Kont Salm de Türk ordusu gelmeden Viyana yakinlarindaki mahalleleri tamamen yakip yikmis birinci istihkâm hattindan yirmi adim içerde ikinci bir istihkâm insâ etmis Tuna sahillerine kaziklar diktirerek müdâfaa için gerekli tedbirleri almisti. Osmanli humbaracilarinin yakici te'sirlerinden korunmak için evlerin ahsap çatilarini yiktirmis top güllelerinin te'sirini azaltmak için de sokaklarin kaldirimlarini söktürmüstü. Ayrica iki ay yetecek kadar erzaki te'min edip sehirdeki sivil halki disari çikarmisti.

Kanunî Sultan Süleyman Han Viyana'ya gelirken hiç bir zaman kaleyi alma gayesini gütmemis istedigi zaman bunu gerçeklestirebilecegini göstererek göz dagi vermek istemisti. Üstelik yeni fethedilmis olan Macaristan'da islâm idaresi tam yerlesmeden Viyana'nin da alinip askerin çok genis bir alana yayilmasi stratejik bakimdan hatali olurdu. Kisin yaklasmasi kale çevresinin yogun yagmurlar sebebiyle bataklik hâline gelmis olduguna aldirmadan kaleyi kusatmisti.

Kaleyi muhasaraya baslayan Kanunî Sultan Süleyman Han on yedi gün boyunca döverek sehrin surlarini iyice tahrip etmisti. Bu sirada bir Osmanli güllesinin isâbetiyle kale komutani Kont Salm de öldürülmüstü. Çevreden aldigi istihbaratlar sonunda Viyana'ya yüzelli kilometre uzaktaki Linz'de Alman ordusunun da Osmanli ordusunun karsisina çikmayacagi anlasilinca CharIesQuint'e verilen cezanin yeterli olduguna kanâat getiren Kanunî Sultan Süleyman Han orduya muhasarayi kaldirma emrini verirken çesitli beyler kumandasindaki akinci kuvvetlerini akina göndererekAvusturya Güney Almanya (Bavyera) Muravya Bohenya. Slovakya Silezya (simdiki Çekoslovakya) ve Slovesya gibi Alman Imparatorlugu'na bagli ülkeleri bastan basa çignetti. 16 Ekim'de Viyana önlerinden hareket eden ordu-yi hümâyûn 25 Ekim'de Budin'e 16 Aralik'ta da istanbul'a döndü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:27 pm

2.Balkan Savaşı

--------------------------------------------------------------------------------



I. Balkan Savasinda Osmanli Devletinin agir maglubiyete ugrayip Balkanlardan çekilmesi sonucunda Balkanlarda siyâsî bakimdan büyük bir bosluk ve dengesizlik meydana geldi. Ganimetin paylasilmasinda anlasamiyan Balkan devletleri birbirine düstüler.
Sirbistan askeri hareket dolayisiyla Sirp-Bulgar ittifakinin çizdigi ve kendisine ayirdigi arazi parçasindan daha büyük bir bölgeyi ele geçirmisti. Sirplarin bu arazi bölgelerini geri vermemesi anlasmazligin dügüm noktasini teskil ediyordu. Diger taraftan Londra Konferansinda en büyük payi Bulgaristan'in almasi diger müttefiklerin hosnutsuzluguna sebebiyet vermisti. Bulgarlarin Ege kiyisina ulasmis olmasini Yunanlilar sert tepki ile karsilamislardi. Bu husus Yunanistan ile Sirbistan'i birbirine yaklastirmis ve aralarinda ittifak anlasmasi akdine sebep olmustu. Sirbistan ile Yunanistan'in birbirlerine yaklastiklarini gören Bulgaristan bu iki devlete tam hazirliklarini yapmadan önce 29-30 Haziran 1913'de saldirdi. Ancak Bulgar ordusu Yunanlilar ve Sirplar tarafindan Makedonya'dan çikarildi. Bu sirada Bulgaristan'dan pay almak istiyen Romenler de savasa girdiler ve kisa zamanda Bulgar Dobruca'sini ele geçirdiler. Bulgar ordulari birkaç cephede savasmak zorunda kaldigi için yenilmeye basladi.

Osmanli Devleti de bu tarihî firsati kaçirmadi ve bütün özellikleri ile bir Türk sehri olan Edirne'yi geri aldi.

Bu yenilgiler üzerine Bulgarlar bir yandan Romanya kralina basvurarak Balkanli devletlerle bir yandan da Babiâli'ye basvurarak Osmanli Devletiyle baris yapmak istediler.

II. Balkan Savasi sonunda Bulgaristan'la diger Balkan devletlerinin imzaladiklari 10 Agustos 1913 tarihli Bükres Antlasmasi Romanya ile Bulgaristan'in yeni sinirini belirtiyor Tuna'nin güneyinde kalan önemli bir arazi parçasini Güney-Dobruca dahil Romanya'ya birakiyordu.

Osmanli Devleti ile Bulgaristan arasinda 29 Eylül 1913 tarihinde imzalanan Istanbul Antlasmasi ile Bulgaristan Kirklareli Dimetoka ve Edirne'yi Osmanli Devletine geri verdi. Antlasmada Bulgaristan'da kalan Türklerin de durumu ele alinmakta Türklerin mülkiyet haklarina saygi gösterilecegi de belirtilmekte idi.

Osmanli Devleti ile Yunanistan arasinda imzalanan 14 Kasim 1913 tarihli Atina Antlasmasi ile Girit kesin olarak Yunanistan'a birakildi. Ege adalarinin ne olacagi da büyük devletlerce kararlastirilacakti. Büyük devletler ancak 1914 Subatinda Londra'da bu adalardan Imroz Bozcaada ve Meis bir yana digerlerinin Yunanistan'a ve Italya isgalinde olanlari da Italya'ya kalmasina karar verdiler. Ancak bu karar üzerinde henüz bir anlasmaya varilamadan I. Dünya Harbi çikti. Sirbistan'la antlasma ise 13 Mart 1914'de Istanbul'da imza edilmistir. Sirbistan'la Osmanli Devletinin artik ortak siniri olmadigindan sadece Sirbistan'da kalan Türklerin durumlari düzenlenmistir.

I. Dünya Savasi öncesi dönemde Osmanli Imparatorlugu Afrika ile ilgisini kesmis Balkanlarda agir toprak kaybina ugramis Bulgaristan'dan geri aldigi Edirne ile Dogu-Trakya'da kalabilmistir. Balkanlardaki devletlerin güçlenmesi ise Avusturya-Macaristan ve Almanya' nin burada ilerleme egilimlerine ve Rusya ile Ingiltere'nin nüfuzlarina set çekmisti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:27 pm

--------------------------------------------------------------------------------

2. Kosova Savaşı

--------------------------------------------------------------------------------



Ikinci Kosova Meydan Muharebesi (1472-1451): Türklerin Avrupa'daki ilerleyisini durdurmak için Hiristiyan devlet ve milletler her maglubiyetin ardindan yeni ittifaklar kuruyorlardi. Osmanli Sultani Ikinci Murad Hân (1421-1451) devrinde 1444'deki Varna maglubiyetinin öcünü almak hissiyle Macar Kral Naibi Hunyadi Yanus Almanya Polonya Romanya ve diger ülkelerden doksanbin kisilik ordu topladi. 1448'de Osmanli Devleti'ne tâbi Sirbistan'a giren Hunyadi Yanus'un kumandasindaki müttefik kuvvetlerin buralari isgal haberi üzerine Ikinci Sultan Murâd Hân süratle harekete geçti. Anadolu'daki Karamanogullari Beyliginden ve Sirbistan'dan yardimci kuvvetler alan Sultan Murad Hân Ekim 1448'de Kosova'da düsmanla karsilasti. Iki ordunun mevcudu da esit durumda olmasina ragmen Osmanlilar devrin en üstün atesli silahlarina ve topa sahipti. Müttefik ordusu agir zirhli olup çesitli milletlerden meydana geliyordu. Türkler ise muharebe egitim ve tecrübesi ile üstün taktik kabiliyet vasiflari yaninda sarsilmaz bir iman birligi içindeydiler. Sultan Murad Hân Türk-Islâm an'anesi geregince muharebeden önce sulh teklif etti. Sulh Haçli taassubu ile red edilince düsman ordusu hakkinda bütün bilgileri degerlendirerek harp nizâmi alindi. Osmanli ordusunun merkezinde Ikinci Sultan Murad Hân sag kolda Saruca Pasa sol kolda Dayi Karaca Pasa bulunuyordu. Öncü kuvvetler Akinci beylerinden Hizir Bey Isa Bey Turahan Bey ihtiyat da Sinan Bey kumandasinda toplanmisti. Hunyadi Yanus'un kumandasindaki müttefik ordusunun saginda Macarlar Sicilyalilar sol kolda da Almanya Polonya Romanya kuvvetleri vardi.

17 Ekim 1448 tarihinde Hunyadi Yanus zaferden emin bir sekilde taarruzla muharebeyi baslatti. Müttefik askerler coskuyla hücum etmesine ragmen Türkler karsisinda birinci gün üstünlügü saglayamadilar. Türklerin geri çekilecegini uman Hunyadi Yanus ikinci gün ögleyin baslatilan taaruz da neticesiz kalinca gece baskinina tesebbüs etti fakat basarili olamadi. Muharebenin üçüncü günü olan 19 Ekim sabahi baslayan taarruzda Osmanli ordusu sahte ric'at taktigini tatbik ederek mukavemet etmeden geri çekildi. Sag ve sol kollar açilarak müttefiklere Osmanli merkez kuvvetleri hedef tayin ettirildi. Türkler'in kaçtigini zanneden Haçli ordusu zafer kazandik hissiyle suursuzca merkez istikametine ilerledi. Merkezde safha safha geri alinirken düsmanin iyice dagildigi tespit edilince karsi taarruza geçildi. Merkeze girmis olan düsman kuvvetleri yandan ve geriden sarildi iyice çevrildigini anlayan Haçlilar ümitsizce bir an karsilik verdiler ve kaçmaya basladilar. Önceden kaçanlar ve geri çekilenler disinda Haçlilar muharebe meydaninda imha edildi.

Ikinci Kosova Meydan Muharebesi neticesinde Türklerin Balkanlar'dan atilamayacagi kesinlesince Avrupalilar taarruzu birakip müdafaaya geçtiler. Balkanlar'da baslatilan menfaat mücadelesi hosgörü ve adalet prensiplerini tatbik etme siyasetince Osmanlilar lehine neticelendi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:27 pm

2.Viyana Kuşatması

--------------------------------------------------------------------------------



Köprülü Fazıl Ahmed Paşa'nın vefatı üzerine 5 Kasım 1676 tarihinde Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadrazamlığa getirildi. Rusya seferinin yapılan barış antlaşmasıyla bitmesinden sonra Macaristan'da Avusturya'ya karşı isyan edip tekrar Osmanlı Devleti himayesini isteyen Tökeli İmre (Emeric Thökely) Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından Orta Macaristan Kralı ilan edildi.

Macarların lideri konumuna gelen Tökeli İmre Avusturya kralı I. Leopold'a karşı direnişe geçti. Tökeli'nin Osmanlılardan yardım istemesi üzerine bunu fırsat bilen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Viyana'yı kuşattı(14 Temmuz 1683).

60 gün süren kuşatma sırasında Viyana'ya 18 büyük yürüyüş gerçekleştirildi. Ancak büyük ve son saldırı için Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sürekli bekliyordu. Bu arada Papanın çağrısı üzerine Lehistan Kralı Jan Sobiyeski Viyana'nın yardımına yetişti.

Düşmana 80 bin kişilik ordusuyla büyük moral ve güç kazandıran Lehistan Kralının gelmesiyle Osmanlı Ordusu iki ordu arasında sıkıştı. Kırım kuvvetlerinin yeterli gayreti ve mücadeleyi göstermemesi üzerine Osmanlı ordusu dağıldı ve büyük bir bozguna uğradı; ordu hızlı ve düzensiz şekilde Belgrad'a doğru geri çekildi.

İkinci Viyana Kuşatması'ndaki başarısızlık Sultan Dördüncü Mehmed'in Merzifonlu Kara Mustafa Paşaya olan güvenini sarsmadıysa da düşmanları sadrazamı başarısızlığın tek sorumlusu olarak gösterdiler. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Belgrad'da idam edildi. Yerine Kara İbrahim Paşa sadrazamlığa getirildi.

Viyana önlerinde bozguna uğrayan Osmanlı Ordusu geri çekilince düşman kuvvetleri Macaristan girdi. Sırasıyla Vişgrad (18 Haziran 1684) Uyvar (19 Ağustos 1685) Budin (2 Eylül 1686) kaleleri Avusturyalıların eline geçti. Diğer taraftan Venedik Avusturya ile anlaşarak Osmanlı Devleti'ne karşı cephe açtı ve adaların bazılarını ele geçirdi. Venedik Yunanistan'da Patras Korent İnebahtı Mizistre gibi önemli kalelere ve son olarak Atina'yı ele geçirdi (25 Eylül 1687).

İkinci Viyana Kuşatması'nın Osmanlı tarihinde önemi büyüktür. Şimdiye kadar bu denli büyük bir yenilgiye uğramayan Osmanlı Devleti artık gerilemeye başlıyordu. İkinci Viyana Kuşatması'ndan sonra Avrupa Devletleri Türkleri Avrupa'dan çıkarma umuduna kapılıp kutsal ittifakı kurdular.

Avusturya ve Venedik'e karşı alınan mağlubiyetler ve önemli kalelerin kaybedilmesi Osmanlı Devleti'nde büyük yankı uyandırmıştı. Ordu da isyanlar başladı. Askerler başarısızlığının sebebi olarak Sultan Dördüncü Mehmed'i suçluyorlardı. Askerlerin isteği ile sadrazam olan Siyavuş Paşa bütün devlet adamlarının hazır bulunduğu bir toplantıda Sultan Dördüncü Mehmed'in tahttan indirilerek yerine Şehzade Süleyman'ın tahta geçirilmesine dair bir karar aldı. Sultan Dördüncü Mehmed 8 Kasım 1687 tarihinde tahttan indirildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:28 pm

Ankara Savaşı

--------------------------------------------------------------------------------



Osmanli sultâni Yildirim Bâyezid ile Timur Han'nin 1402 senesinde Ankara'da yaptiklari muharebe. Yildirim Bâyezîd Han; Nigbolu zaferiyle Rumeli'de Osmanli hâkimiyetini te'sis ettikten sonra Anadolu'da birligi saglamak için harekete geçti. Bu niyetle Aydin Mentese Karaman ve isfendiyarogullari beyliklerine son verdi. Ancak bu beyliklerin basindaki beyler Asya'da kuvvetli bir devlet kurup batiya yönelen Timur Han'a sigindilar. Ayni sekilde Tîmûr Han'nin hükümdarligina son verdigi Karakoyunlu beyi Kara Yûsuf ile Tebriz hükümdari Ahmed Bey de Yildirim Bâyezîd'e siginmis Erzincan beyi Mutahharten de akrabalarini Yildirim Bâyezîd'e göndererek yardim istemisdi. Tîmûr Han'a siginan Anadolu beyleri Osmanli sultâni hakkinda; Tîmûr Han'nin önünden kaçan beylerde Yildirim Bâyezîd'e Timur'la ilgili olmadik seyler söyleyip kötüleyerek her iki müslüman Türk hükümdarinin arasini açtilar iki taraf da karsilikli kendilerine siginanlari müdâfaa ettiler. Tîmûr Han Yildirim Bâyezîd'e mektup göndererek kendisine siginanlarin iadesini istedi. Bu mektuplarda her iki hükümdarin birbirlerine hakaret dolu sözlere yer verdikleri ilim adamlari arasinda kabul görmemektedir. Bu gün bilinen hakaret dolu mektuplarin sahte oldugu isbatlanmistir. Yildirim Bâyezîd Tîmûr Han'nin istegini kabul etmeyince savas kaçinilmaz oldu.

Tîmûr Han kuvvetli bir ordu ile Anadolu içlerine dogru harekete geçti. Bunu haber alan Yildirim Bâyezîd de Istanbul kusatmasini kaldirarak kuvvetlerini Bursa'da toplamaya basladi. Bursa'dan hareket eden Osmanli ordusu iki koldan yürüyerek Ankara önüne geldi. Bu sirada Tîmûr Han Sivas'i ele geçirmisdi Onun Sivas'da oldugunu haber alan Yildirim Bâyezîd agirliklarinin bir kismini Ankara'da birakarak Akdagmadeni ve Kadisehri daglik mintikasinda mevzi almak istedi iki ordunun öncü kuvvetleri Sivas ve Tokat bölgelerinde karsilastilar ise de Osmanli sultâni Sivas ile Tokat arasindaki geçitleri tuttugundan burada muharebe yapmayi kendisi için tehlikeli gören Timur Han Kayseri'ye dogru yürüdü. Timur Han Bâyezîd'i kendisine dogru çekmek istediyse de duruma vâkif olan Yildirim Bâyezîd bu oyuna gelmedi ve yapacagi taarruzun zamanini bekledi

Tîmûr Han. Kirsehir üzerinden hizla Ankara önlerine gelerek kaleyi kusatti. Kale muhafizi Yâkûb Bey kaleyi siddetle müdâfaa etti. Tîmûr Han. Osmanli ordusunun gelecegini tahmin ettigi yolu iyice tahkirn etti. Osmanli ordusu ise onun hiç beklemedigi taraftan ve tahmininden çok erken Ankara önlerine geldi.

Osmanli ordusunun merkezinde sultân Yildirim Bâyezîd bulunuyordu. Yaninda sadrâzam Çandarlizâde Ali Pasa sehzade Isa Mustafa ve Musa Çelebiler yer aliyordu. Sag cenahta bulunan Anadolu birliklerine vezir Tîmûrtas Pasa sol cenahta yer alan Rumeli birliklerine sehzade Süleyman Sah kumanda ediyordu ihtiyat kuvvetlerinin basinda da Sehzade Mehmed Çelebi bulunuyordu. Sol cenahin ihtiyat kuvvetlerini Sirbistan despotu ve Sultân'nin kayin biraderi Stefan Lazreviç'in kumandasinda yirmi bine yakin zirhli sirp askeri meydana getiriyordu. Merkez ihtiyatinda Karakoyunlular sag cenahin ihtiyatinda Kara tatarlar denilen Türklesmis Mogollar yer aliyordu. Ayrica Süleyman Sah'in kumandasinda akinci kuvvetleri de vardi. Osmanli askerinin sayisi yetmis binden fazla idi.

Tîmûr Han ordusunun merkezinde yer almisti. Torunu Muhammed Mirza zirhli ve atli olan Mâverâünnehr askeri ile ihtiyatta idi. Diger torunlari Pir Muhammed ve Iskender Mirza Muhammed Mirza'nin yaninda yer aliyorlardi. Sag cenaha üçüncü oglu Mîransah sol cenaha ise dördüncü oglu Sahruh Mirza kumanda ediyordu. Zirhli otuz iki fil ordunun önünde dizilmisti. Ikiye ayrilmis olan merkez kuvvetlerin sag tarafina Tîmûr Han'nin ikinci oglu Ömer Seyh Mirza sol tarafina ise Emir Celâl islâm kumanda ediyordu. Akkoyunlu sultâni Osman Bey ile Emîr Cihan Sah'in tümenleri sag cenahin önünde yeralmisti. Mutahharten Bey Karamanoglu Aydinoglu Menteseogiu Germiyanoglu Saruhanoglu ve Candaroglu sag cenahta yer almislardi. Çagatay sultâni Mahmüd Han Timur'un yaninda idi.

Muharebe günü sabah namazindan sonra Yildirim Bâyezîd askerlerine veciz bir hitabede bulundu. Fakat karsi taraf da sünnî müslüman ve Türk oldugu için askerin hiristiyan ordularina karsi gösterdigi basariyi gösteremiyecegi ortada idi.

Iki ordu Ankara'nin kuzey dogusundaki Çubuk ovasinda 28 Temmuz 1402 târihinde karsilasti. Burada o devrin en büyük kumandanlarindan ikisi arasinda târihin en büyük savaslarindan biri oldu. Fil görmemis Osmanli atlari ürktü. Osmanli ordusundaki Kara tatarlarin aniden Tîmûr tarafina geçip Rumeli sipahilerinin arkasindan ok atmaya baslamalari Osmanlinin taarruz gücünü kirdi. Bu sirada Osmanli ordusundaki Karaman Candar Germiyan Aydin Mentese ve Saruhanli sipahileri karsi tarafta bayrak açmis olan beylerini görünce Tîmûr Han'in tarafina geçtiler. Yildirim Bâyezîd'in yaninda az bir asker kaldi. Osmanli ordusunun bir kismi geri çekildi. Kara Tîmûrtas ve Fîruz pasalar birlikleri tamamen bozuluncaya kadar dayandilar. Yildirim Bâyezîd gün batarken üç bin kisi ile Çataltepe'de muharebeye devam ediyordu. Burada süren üç saatlik vurusmadan sonra maglûbiyeti anlayinca etrafindaki askerleri yararak kurtulmak istedi. Yildirim Bâyezîd'in ati yaralaninca oglu ile beraber Çagatay hani sultan Mahmüd Han'in kumanda ettigi birlik tarafindan esir alindi.

Tîmûr Han kendisini iyi karsiladi ve tesellîde bulundu. Bir Osmanli pâdisâhina yarasir sekilde izzet ve ikramda bulundu. Timur'un Yildirim Bâyezîd'e iyi davranmadigi iddialari uydurmadir. Ancak esaret zilletini çekemeyen Yildirim Bâyezîd Han kederinden ve nefes darligindan kirk dört yasinda vefat etti. Tîmûr Han ölüm haberini alinca; "Yazik oldu büyük bir mücâhid kaybettik" demekten kendini alamadi.

Ankara savasi ortaçagin en büyük meydan muharebesidir. Iki yüz binden fazla Türk askeri birbiri ile savasmistir. Anadolu topraklarinda iki müslüman devlet arasinda yapilmis olan büyük meydan muhârebelerindendir. Ankara savasinin önemli neticeleri arasinda; AnadoluTürk birliginin parçalanmasi Bizans ve istanbul fethinin elli yil daha uzamasi ve Osmanli Devleti'nin gelismesinin en azindan yarim asirdan daha fazla gecikmesi sayilabilir.

Tîmûr Han Ankara savasinda kirk bine yakin zayiat vermistir. Hâlbuki o bu muharebeye kadar alti binden fazla kayip vermemisti. Buna Osmanli ordusundaki sevk ve idarenin mükemmeliyeti sebeb olmustur. Bâzi tarihçiler Yildirim Bâyezîd ile harb ettigi için Tîmûr Han'i haksiz olarak kötülemekte harp sahasinda olanlari zulüm ve ortaligi kana boyamak seklinde bildirmektedir. Hâlbuki bunun iki devlet arasinda bir hâkimiyet savasi oldugu unutulmamali bu savas tarafsiz ele alinip degerlendirilmelidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:28 pm

Belgrad'ın Fethi

--------------------------------------------------------------------------------

Kanûnî Sultan Süleyman tahta çıktığında Avrupa'nın en güçlü devleti Roma-Germen İmparatorluğu (Almanya) idi. Almanya İmparatoru Şarlken Macaristan'a hakim olmak için Macar kralı ile yakın akrabalık ilişkileri kurmuştu. Macar Kralı İkinci Lui Şarlken'e güvenerek vergilerini ödemiyor kendisine gönderilen Osmanlı elçilerini öldürtüyordu.

Fatih Sultan Mehmed Avrupa'da düzenlediği seferlerde Sırbistan'ı almıştı. Ancak stratejik bir öneme sahip Macaristan alınamamıştı. Kanûnî Sultan Süleyman Macaristan'ı almak üzere harekete geçti. Belgrad karadan ve Tuna ırmağındaki Osmanlı donanması tarafından kuşatıldı. Şehir gayet iyi savunulmasına rağmen teslim olmak zorunda kaldı (29 Ağustos 1521). Belgrad Muhafızlığına Balı Paşa getirildi. Bu sefer sonunda İstanbul'a gönderilen bazı Belgradlılar kurulan Belgrad köyüne yerleştirildi.

Belgrad'ın fethi Kanûnî Sultan Süleyman'ın ilk fethidir.

Belgrad bundan sonraki yıllarda Osmanlı Devleti'nin Avrupa'ya açılan en büyük kapısı oldu. Bu sebeple Belgrad'a Darü'l-cihad" denildi


Cerba Savaşı

--------------------------------------------------------------------------------

Turgut Reis'in İspanyollar'ın elinde bulunan Cerbe adasını kuşatması üzerine Andrea Doria komutasındaki bir Haçlı donanması İspanyollara yardıma geldi. Yapılan Cerbe Deniz Savaşında büyük bir zafer kazanıldı. Cerbe Osmanlılara geçti (1559).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:28 pm

Eğriboz Zaferi

--------------------------------------------------------------------------------

Sultan İkinci Süleyman kendi iç meseleleriyle uğraşırken Venedik ve Lehistan'da da karışıklık yaşanıyordu. Ancak o an için asayişi sağlamış olan Avusturya Osmanlı'nın içinde bulunduğu kaos ortamından yararlanmasını bildi. Tuna'yı geçen Avusturya kuvvetleri Eğri (14 Kasım 1687) İstoni ve Belgrad kalelerini (6 Eylül 1688) ele geçirdiler.

Belgrad'ın düşmesi Avrupalılara Balkanların yolunu açtı. Bosna Erdel ve Eflak Avusturyalılar tarafından işgal edildi. Bu ilerleyiş karşısında toparlanan Osmanlı kuvvetleri karşı saldırıyı başlattılar. 30 Ekim 1688'de Çelebi İbrahim Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Eğriboz zaferini kazandılar. 1689 yılı yazında Sultan İkinci Süleyman Avusturya seferine çıktı.

Sadrazam Köprülü Fazıl Mustafa Paşa komutasındaki yenilenmiş Osmanlı kuvvetleri 8 Temmuz 1690'da Gladova ve Orsova'yı geri aldılar. Kanije 11 Temmuz 1690'da düşman eline geçtiyse de Osmanlı kuvvetleri 8 Ekim 1690'da Belgrad'ı geri almayı başardılar. Böylece Tuna Hattı yeniden kurulmuş oldu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:29 pm

Fas'ın Fethi

--------------------------------------------------------------------------------

Osmanlı Devleti Fas'a kadar olan tüm Kuzey Afrika'yı topraklarına katmıştı. Sultan Üçüncü Murad tahta geçtiği sırada Fas'ta iktidar mücadeleleri boy gösteriyordu. Fas Osmanlı'dan yana olanlar ve Portekiz'den yana olanlar diye ikiye bölünmüştü.

1578 yılında Fas sultanının da ricası ile Fas'a giden Ramazan Paşa komutasında ki Osmanlı kuvvetleri Vadi-üs Sebil'de yapılan savaşta Portekiz kuvvetlerini yendiler ve böylece Fas Sultanlığı Osmanlı himayesine alındı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:29 pm

Hacova Zaferi

--------------------------------------------------------------------------------

Eğri Kalesi'nin fethinden sonra Osmanlı birlikleri ilerleyerek 15 Ekim 1596 günü Haçova'da Avrupa ordusuyla karşılaştı. Bu ordu da Avusturya Alman Erdel İspanyol Fransız Çek ve Leh kuvvetleri vardı.

Avusturya Arşidükü Maxmilien komutasındaki düşman kuvvetleri ile yapılan savaşta Osmanlı birlikleri düşman birliklerinin tüfek atışlarına maruz kaldı. Pek çok askerimiz şehit oldu.

Ordu merkezinin ele geçirilip padişahın ayrıldığı haberi yayıldı. Ancak bu gelişmelerden haberi olmayan akıncılar canla başla savaşa devam ediyordu. Yalnızca bu akıncı birliklerinin mücadelesi bile düşman ordusunun dağılmasına yetti ve kazanılan Haçova Zaferi ile Osmanlılara Viyana yolu açıldı (26 Ekim 1596).

Haçova Savaşı'ndan sonra Sultan Üçüncü Mehmed İstanbul'a döndü. Avusturya Cephesi'ne Satırcı Mehmed Paşa atanmıştı. Tata Kalesi'ni geri almayı başaran Satırcı Mehmed Paşa Budin'in kuzeyindeki Vaç bölgesinde düşman kuvvetleri karşısında başarılı olamadı. Bu arada Avusturya temsilcileri ile bir barış antlaşması yapılmaya çalışıldıysada olumlu bir sonuç alınamadı. Bir süre sonra Avusturya kuvvetleri Kanuni Sultan Süleyman zamanında fethedilen Yanıkkale'yi (Raab Kalesi) ele geçirdiler (1598).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:29 pm

İnebahtı Savaşı

--------------------------------------------------------------------------------

Kıbrıs'ın alınması Avrupa'da bir Haçlı donanmasının hazırlanmasına neden oldu. Don Juan komutasındaki Haçlı donanmasında Venedik İspanya Malta Papalık ve diğer İtalya hükümetlerine ait gemiler bulunuyordu. Osmanlı Donanmasının değerli komutanları Pertev Paşa ve Uluç Ali Paşa bu karşılaşma sırasında savunma yapılmasını istedilerse de Kaptan-ı Derya Ali Paşa saldırıda bulunulmasını istedi.

İki donanma Mora'nın kuzey Orta-Yunanistan ile Karlıeli'nin güney kapılarında bulunan İnebahtı körfezinde karşılaştı (7 Ekim 1571). Şiddetli çarpışmalardan sonra Kaptan-ı Derya Ali Paşa ve beraberindekiler şehit düştü.

Osmanlı donanması beklemediği bir darbe aldı ve çok sayıda gemisi batırıldı. Savaşta büyük başarılar göstererek gemilerini kurtarmayı başaran Uluç Ali Paşa Sokullu Mehmed Paşa tarafından Kaptan-ı Deryalığa getirildi.

Sokullu Mehmed Paşa yeni bir donanma hazırlamasını istedi. Bunun için çok sayıda malzemeye ihtiyaç olduğunu kısa süre içinde böyle bir donanmanın hazırlanmasının zor olduğunu söyleyen Uluç Ali Paşa'ya Sokullu; "Bütün donanmanın demirlerini gümüşten halatlarını ibrişimden yelkenlerini atlastan yapabiliriz. Hangi geminin malzemesi yetişmezse gel benden al." demesi Osmanlı Devletinin o dönemdeki gücünü göstermesi açısından önemlidir.

Sokullu Mehmed Paşa gönderilen Venedik elçisine İnebahtı Deniz Savaşıyla ilgili olarak
"Biz Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu kestik siz İnebahtı'nda bizi yenmekle sakalımızı traş ettiniz. Kesilen kolun yerine yenisi gelmez fakat kesilen sakalın yerine daha gür çıkar."


Bununla beraber İnebahtı faciasından sonra kaybedilen binlerce denizciyi yerrine getirmek kolay olmamış ve tecrübesiz leventlerden teşkil edilen yeni donanma Osmanlı'ya Akdeniz'de eski kudretini kazandıramamıştır. Artık Avrupa siyasetini yönlendirecek ve ticaret yollarını hakimiyet altına alacak Hint Seferleri gibi büyük projelere de edilmemiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:30 pm

İstanbulun Fethi

--------------------------------------------------------------------------------



Fatih Sultan Mehmed padişah olduktan sonra ilk iş olarak devamlı ayaklanma çıkaran Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıktı. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı.

Fatih Sultan Mehmed büyük gayesini gerçekleştirmek için Macarlara Sırplara ve Bizanslılara karşı yumuşak davranıyordu. Amacı Haçlıların birleşmesini önlemek onları tahrik etmemek ve zaman kazanmaktı.

Bin yıllık tarihinin sonuna gelmiş olan Bizans küçüle küçüle sadece İstanbul şehrinin sınırları içinde hüküm süren bir devlet durumuna düşmüştü. Ancak buna rağmen Bizans'ın varlığı Balkanlar'daki Türk hakimiyeti açısından tehlikeli oluyordu.

Bizans İmparatorları Anadolu'daki çeşitli siyasi güçleri de Osmanlı aleyhine kışkırtmaktan geri kalmıyorlardı. Hatta zaman zaman Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht kavgalarına karışıp devletin iç düzenini bozuyorlardı.


YAPILAN HAZIRLIKLAR


İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti altında girmesi ticari ve kültürel yönden önemli bir avantajın daha ele geçirilmesi demekti. Boğazlar tam anlamıyla kontrol altına alınacak ve bu sayede Karadeniz ticaret yolları ele geçirilmiş olacaktı. Karamanoğulları meselesini çözen Fatih Sultan Mehmed İstanbul'un fethi için gerekli hazırlıklara başladı.

Devrin mühendislerinden Musluhiddin Saruca Sekban ile Osmanlılara sığınan Macar Urban Edirne'de top dökümü işiyle görevlendirildi. "Şahi" adı verilen bu topların yanında tekerlekli kuleler ve aşırtma güllelerin üretilmesi (havan topu) yapılan hazırlıklar arasındaydı. Yaptırılan bu büyük toplar İstanbul'un fethedilmesinde önemli rol oynadı.

Yıldırım Bayezid'in İstanbul kuşatması sırasında yaptırdığı Anadolu Hisarının karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen) inşa edildi. Bu sayede Boğazlar'ın kontrolü sağlanacak deniz yoluyla gelebilecek yardımlara karşı tedbir alınmış olacaktı. 400 parçadan oluşan bir donanma inşa edildi. Turhan Bey komutasındaki bir Osmanlı donanması Mora'ya gönderildi ve İstanbul'a yardım gelmesi engellendi.

Eflak ve Sırbistan ile var olan barış antlaşmaları yenilendi. Macarlarla da üç yıllık bir antlaşma yapıldı. Osmanlıların bu hazırlıkları karşısında Bizanslılar da boş durmuyordu. Surlar sağlamlaştırılıyor ve şehre yiyecek depolanıyordu. Ayrıca Bizans İmparatoru Konstantin Haliç'e bir zincir gerdirerek buradan gelecek tehlikeyi önlemeye çalıştı.

Aynı zamanda Haçlı dünyasından yardım isteniyor Papa ise yapacağı yardım karşısında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesini istiyordu. Ancak Katoliklerden nefret eden Ortodoks Rumlar Roma kilisesine bağlanmak istemiyor "İstanbul'da Kardinal Külahı görmektense Türk Sarığı görmeye razıyız" diyorlardı.


KUSATMA VE SAVAS

Fatih Sultan Mehmed hazırlıklar tamamlandıktan sonra Bizans İmparatoru Konstantin'e bir elçi göndererek kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi. Fakat İmparatordan gelen savaşa hazırız mesajı üzerine İstanbul'un kara surları önüne gelen Osmanlı ordusu 6 Nisan 1453'de kuşatmayı başlattı. Osmanlı donanması ise Haliç'in girişinde ve Sarayburnu önünde demirlemişti. Ordu; merkez sağ ve sol olarak üç kısma ayrıldı. 19 Nisan'da yapılan ilk saldırıda tekerlekli kuleler kullanıldı ve bu saldırı ile Topkapı surlarından burçlara kadar yanaşıldı.

Osmanlı Ordusundaki er sayısı 150.000 ile 200.000 arasındaydı. Bu kuvvetlere Rumeli ve Anadolu beylerine bağlı çeşitli kuvvetler de katılmıştı.

Çok şiddetli çarpışmalar oluyor Bizanslılar şehri koruyan surların zarar gören bölümlerini hemen tamir ediyorlardı.

Venedik ve Cenevizliler de donanmalarıyla Bizans'a yardım ediyorlardı. Fatih Sultan Mehmed Osmanlı donanmasının kuşatma sırasında yeterince kullanılamadığını ve bu yüzden kuşatmanın uzadığını düşünüyordu. İstanbul'un Haliç tarafındaki surlarının zayıf olduğu biliniyordu. Bizans bu bölgeye zinciri bu nedenle germişti. Yüksekten atılan taş gülleler Bizans donanmasından bazı gemileri batırmıştı fakat bir kısım donanmanın Haliç'e indirilmesi kesin olarak gerekliydi.

Fatih Sultan Mehmed İstanbul'un fethedilmesini kolaylaştıracak önemli kararını verdi. Osmanlı donanmasına ait bazı gemiler karadan çekilerek Haliç'e indirilecekti.

Tophane önündeki kıyıdan başlayıp Kasımpaşa'ya kadar ulaşan bir güzergah üzerine kızaklar yerleştirildi. Gemilerin kızakların üzerinden kaydırılabilmesi için Galata Cenevizlilerinden zeytinyağı sade yağ ve domuz yağı alınarak kızaklar yağlandı. 21-22 Nisan gecesi 67(yada 72) parça gemi düzeltilmiş yoldan Haliç'e indirildi.

Haliç'teki Türk donanmasına ait toplar surları dövmeye başladı. Ciddi çarpışmalar cereyan etti. Bundan sonraki günlerde top savaşı ok tüfek atışları lağım kazmalar büyük ve hareketli savaş kulelerinin surlara saldırıları devam etti.

Kuşatmanın uzun sürmesi ve kesin başarıya ulaşılamaması askerler arasında endişe yarattı. Ancak İstanbul'u her ne şartta olursa olsun almaya kararlı olan Fatih Sultan Mehmed kumandanların ve alimlerin de bulunduğu bir toplantı düzenledi. Cesaretlendirici bir konuşma yaptıktan sonra 29 Mayıs'ta genel saldırının yapılacağına dair kararını açıkladı.

Çarpışmalar sırasında Bizans'ı koruyan surlar üzerinde kapatılması mümkün olmayan gedikler açılmaya başlamıştı. Surlar içerisine küçük sızmalar oluyor ancak geri püskürtülüyordu. İlk defa Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının şehit olmak pahasına tutunmayı başardıkları İstanbul surları artık direnemiyordu. 53 gün süren ve 19 Nisan 6 Mayıs 12 Mayıs ve 29 Mayıs'ta yapılan dört büyük saldırıdan sonra Doğu Roma İmparatorluğu'nun 1125 yıllık başkenti olan İstanbul 29 Mayıs 1453 salı günü fethedildi.


FETIHIN SONUCLARI

İstanbul'un fethi çok önemli sonuçları da beraberinde getirdi. Fatih Sultan Mehmed İstanbul'un fethinden sonra batıdaki hakimiyeti pekiştirmek sınırları genişletmek İslam'ı en uzak yerlere kadar yaymak ve Hıristiyan birliğini bozmak amacıyla Avrupa üzerine bir çok seferler düzenledi.

Sırbistan (14541459) Mora (1460) Eflak (1462) Boğdan (1476) Bosna-Hersek Arnavutluk Venedik (1463-1479) İtalya (1480) ve Macaristan seferleriyle Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'daki hakimiyetini pekiştirdi.

Sırbistan Krallığı tamamen ortadan kaldırılıp Osmanlı sancağı haline getirildi Mora tamamen fethedildi Eflak Osmanlı eyaleti yapıldı Bosna tekrar Osmanlı hakimiyetine alındı Arnavutluk ele geçirildi. 16 yıl süren Osmanlı-Venedik Deniz Savaşları sonunda Venedik barış imzalamayı kabul etti. İtalya'ya yapılan sefer sırasında Roma'nın fethi açısından çok önemli bir merkez olan Otranto fethedildi ancak Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine kaybedildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:30 pm

Kıbrıs'ın Fethi

--------------------------------------------------------------------------------

Kıbrıs Venediklilerin elinde bulunmaktaydı. Mısır'ın alınmasından sonra Memluklülere vergi veren Kıbrıs Osmanlılara vergi vermeye başlamıştı. Ekonomik stratejik ve coğrafi yönden çok önemli olan Kıbrıs seferinin kolay olacağı düşüncesiyle Lala Mustafa Paşa Kıbrıs Seferine taraftar olurken Sokullu Mehmed Paşa ise yeni bir Haçlı Seferine yol açacağı endişesiyle Kıbrıs'ın fethine muhalif kalmıştı.

1570 yılının Ekim ayında Kıbrıs'taki irili ufaklı tüm şehirler alınmış Kıbrıs'ın başkenti durumundaki Lefkoşe Osmanlıların eline geçmişti. Ancak Kıbrıs'ın en önemli kentlerinden olan Magosa henüz alınamamıştı. Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı birlikleri yardımcı birliklerin de gelmesiyle Magosa kalesini karadan ve denizden kuşatmaya başladı. Yaklaşık bir yıl süren kuşatmadan sonra Magosa da teslim olmak zorunda kaldı (4 Ağustos 1571). Adaya Türkler yerleştirildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:30 pm

Kırım Savaşı
Ondokuzuncu yüzyilda Rusya'ya karsi Avrupa devletlerinin Türkiye ile müttefik oldugu büyük savas. Osmanli Devleti ile müttefiki Ingiltere Fransa ve Italya Ruslar'a karsi savastilar.

Kirim Savasi'nin görünen sebebi; Kudüs'teki Islâm Hiristiyan ve Musevi dinlerince mukaddes olan makamlar mes'elesidir. Savasin asil sebebi ve Avrupa devletlerinin Türkiye'nin yaninda Ruslar'a karsi ittifak etmeleri; Ingiltere'nin Hindistan'daki Müslüman Gürganiyye-Baburlüler Devleti'ni yikip bölgenin hakimiyetini saglama faaliyetleridir. Bu gayenin tahakkuku için engel kabul ettigi Osmanli Devleti'ni büyük savasa sokup Rusya ile mesgul etmek istemesidir. Ruslar'in Akdeniz' e inmesini kendi güvenligi ve Ortadogu'daki menfaatlerine ters düsen Fransa'yi da büyük savasin içine sürüklemeye Ingiliz siyaseti muvaffak oldu. Fransa Imparatoru Üçüncü Napolyon Bonapart da ülke içinde kralcilara karsi ahâlinin destegini saglamak için kilisenin destegine muhtaçti. Ingiltere Üçüncü Bonapart'i Rus Çari Birinci Nikola'nin Kudüs'de Katolikler'e karsi Ortadokslar'i ayaklandirdigini ileri sürdü. Kirim Savasi'na sonradan katilan Sardenya Kralligi da Italya birligini kurmak için siyasi destege ihtiyaci vardi. Italyan Piemento hükümetini de büyük savasla mesgul eden Ingilizler Büyük Britanya Imparatorlugu topraklarina toprak hazinelerine zenginlik katarken dünya hakimiyeti için engel gördügü Islâmiyeti de yikmak için faaliyetlerini daha da artiriyordu. Çarlik Rusya'si Bahriye Naziri Prens Mençikofu büyükelçi sifatiyla 28 Subat 1853'de Istanbul'a gönderip Türkiye'ye baska bir devletin taarruzuna karsi yardim teklif etti. Çok cüretkârane yapilan teklife karsi müttefiklerin yardimi talebi de sahte olup çabalari yaldizli reklâm propagandasi ve sahte dostluktu. Müttefiklerin teklifine aldanip da; 26 Eylül 1852'de Bâb-i Âlî'de yüzaltmisüç kisi toplayip Rusya'ya savas ilân eden Mustafa Resîd Pasa'nin hareketi kahramanlik gibi görünse de; sonucu büyük bir aldanis ve Osmanlilarin yipratilma hareketidir.

Rusya "Sicak Denizlere Inme" siyaseti geregince; Balkanlar'daki Slavlar'in ve Ortadokslar'in hâmiligini yardim teklifi karsiligi Türkiye'den istiyordu. Ihtilâller ülkesi Fransa da Ortadogu'daki katoliklerin koruyuculugunu yapmak istiyordu. Fransiz Devlet Baskani Imparator Üçüncü Napolyon Bonapart da ülke içinde iktidarini kuvvetlendirmek için Kudüs'deki mukaddes makamlar meselesinin içine girdi. Rusya ve Fransa kendi emparyalizmi için bu hesaplar içindeyken Osmanli Sultani Abdülmecid Hân; hakimiyet prensibiyle hareket edip Kudüs'teki mukaddes makamlarin ülkesi içinde bulundugunu ve bu eserlere hizmetlerin Osmanlilarca ifâ edildigini ilân etti. Kendi hesaplari pesinde olan ülkeler tarafindan Sultan Abdülmecid Hân'in tepkisi büyük hayrete sebebiyet verdi. Fransa Ingiltere'nin de tesvikiyle Rusya'ya karsi Osmanli Devleti'nin yaninda oldugunu ilân etti. Sonradan Papalik Italya'sinin da katildigi Kirim Savasi'nda Ingiltere ve Fransa sahte dostluklarla Osmanli Devleti'nin yaninda yer aldi. Bu dostluga aldanmakta Koca Mustafa Resîd Pasa'nin büyük rolü vardir. Rus Çari Birinci Nikola "Hasta Adam" lâkabini taktigi Osmanli Devleti topraklarindan Eflâk ve Bogdan'a 3 Temmuz 1853'de girdi.

Rus isgal kuvvetleri Baskumandani Pres Gorçakof bu harekâtin isgal olmadigini ilân etti. Ruslar'in Osmanli sinirini geçerek yayinladiklari beyanname büyük hayrete sebep oldu. Rus Disisleri Bakani Nesselro'de de Avrupa ülkelerine bu isgalin Türkiye'ye savas ilân etmek olmadigini bir beyanname ile ilan etti.

Ruslar'in Eflâk ve Bogdan'a girmesiyle Rumeli Ordu Kumandani Ömer Lütfi Pasa ordusu ile Tuna Cephesine geldi. Ömer Pasa Ruslar'a; Eflâk ve Bogdan' in onbes gün içinde tahliyesini isteyip aksi taktirde harekete geçilecegi bildirildi. 28 Eylül 1853'de Rus elçilik personelinin Türkiye'yi terketmesiyle; Bogazlarin tarafsiz milletlerin ticaret gemilerine açik oldugu ilân edildi. Rumeli Ordu Kumandani Ömer Pasa'nin teklifi Rus Baskumandani General Gorçakof tarafindan kabul edilmedi.

Ömer Pasa'nin altmisbin kisilik kuvvetine karsi Ruslarin Tuna boyunda yüzellibin kisilik kuvveti vardi. Türk Ordusu zamanla takviye edildi. 23 Ekim 1853'de iki vapur asker yüklü olarak çektigi sekiz dubadan meydana gelen Ruslar'in Tuna Filosuna Isakçi önünde Türkler'in ada bataryalarindan ates açildi. Savasta iki duba batirildi. Diger duba ve vapurlar yaralanarak Ruslar'in üçyüz askeri telef edildi.

Ruslar Balkanlar'i çevirerek Sirplarla Makedonya Rumlari'ni Türkler'e karsi ayaklandirip Osmanli Devleti'ni zor duruma düsürmek istedi. Ömer Pasa Rus harekâtina karsi 22 Ekim 1853'te Kalafat'a girerek onlari sasirtti. Anadolu Cephesinde de Müsir Abdülkerim Nâdir Pasa Kafkasya'da harekâtda bulunup Seyh Samil ile irtibat kuruldu. Kafkasya'daki yerli ahâliden Ruslar'a karsi destek saglandi. Ekim sonunda Dogu Karadeniz ve Batum civarindaki Sekvetli Kalesi fethedildi. Ruslar kaleyi geri almak için karadan ve denizden kusattilarsa da büyük kayip vererek geri çekildiler. Kafkasya Cephesi'nde Ruslar'in Muraviev kumandasindaki yüzaltmisbin askerine karsi Abdülkerim Pasa kumandasinda yüzellibin asker mevcuttu. Ingiltere ve Fransa'nin gönderdigi müttefik donanma Besike Körfezi önlerinden Kasim 1853'de Istanbul'a gelip Beykoz'a demirledi. Rumeli Ordusu Kasim 1853'de Ruslar'a karsi Tuna boyundan hareket ederek 5 Kasim'da Oltenico Zaferi'ni kazandilar. Ruslar bozgun halinde Bükres'e çekildiler. Kafkasya Cephesi' ndeki Anadolu Ordusuna erzak ve mühimmat götüren Osman Pasa kumandasindaki oniki gemilik Türk filosu Karadeniz'deki siddetli firtinadan dolayi Sinop Limani'na siginmisti. Türk filosunu takip eden Rus Amirali Nochimof takviye alip gerekli kesfini tamamlayinca 30 Kasim 1853'de Sinop'u basti. Sinop limanindaki Türk filosundan alti Türk ve bir Ingiliz ticaret gemisini batirip iki bin Türkü sehid ettiler. Sinop'un Müslüman mahalleleri üçyüzonsekiz Rus topuyla bombardiman edildi. Ikibinbesyüz ev tahrip edilip yerli ahâliden sehid olanlar oldu. Ruslar'in insanlik disi Sinop baskini ünya kamuoyunda infiale sebep oldu. Rus amiralinin bombardimandan sonra olaydan duydugu teessürünü bildirmesi Eflak ve Bogdan'i isgal edip bunun sinir tecavüzü olmadigini beyannameler ile ilân etmeleri gibi aksi tesir yapti. Istanbul'daki Ingiliz ve Fransiz donanmalari 1853 sonunda Karadeniz'e açildi. Rumeli Ordusu Tuna boyundan hareket ederek Çatana Muharebesi'nde 5 Ocak 1854 de binbesyüz Rus'a karsi yediyüzdoksan sehid vererek zafer kazandi. Bu yenilgi üzerine Çar Rus baskumandani Gorçakof'u vazifesinden alip yerine Maresal Paskieviç' i tayin etti. Balkanlardaki Rus propogandasi yayginlastirildi. Rus Ajanlar "Çarlik Yunanlilar'a Istanbul'u kazandirmak için Balkanlarda Osmanli Ingiltere ve Fransa ile savasiyor." propogandalarini yaptilar. Yunanlilar Ayasofya'da ayin yapmak hayaliyle Rus vaadine aklanip; para mühimmat teskilatçi subay yardimi da alarak Epir ve Teselya'da ayaklandilar. Yunan ayaklanmasini bastirmak için Osmanli Devleti Keçecizade Fuat Pasa'yi gönderdi. Fuad Pasa l Nisan 1854'de Nardo'da zafer kazandi. Fransizlar da Atina ve Pire'ye asilere karsi asker çikardilar.

Rus yayilmasinin önüne geçmek için. Ingiltere ve Fransa'nin Balkanlar'daki isgali kaldirma istegine Avusturya-Macaristan Imparatorlugu ile Prusya da katildi. Ingiltere Fransa Osmanli Devletinin yaninda fiilen savasa katildi. Müttefikler Kuvvetlerini 31 Mart 1854 de Geliboluya topladilar. Ingiltere kuvvetlerine Lord Raglan Fransa kuvvetlerine de Maresal Arnard kumanda ediyordu. Tuna boyunda Ömer Pasa 17 Nisan 1854 de Küçük Eflâk ile Sirbistan arasindaki Kalafat Muharebesi'nde Rus taarruzunu zaafa ugratti. Müttefik donanmasina Odesa'dan ates açilmasi üzerine sehir bombardiman edildi. Sekiz gemiden meydana gelen müttefik filosu Ruslar'in onbes gemisini batirip istihkâm ve tahkimatlarini mühimmat depolarini tersane tesislerini bombardimanla tahrip ederek onüç gemiyi de ele geçirdiler.

Ruslar 15 Mayis'ta Tuna nehri kiyisindaki Silistre' yi seksenbin askerle kusatti. Bu kusatmaya karsi Silistre'yi onbin askerle Musa Pasa müdafaa etti. 25 Haziran'a kadar sanli bir mücâdele veren Türk kuvvetleri Ruslar'a onbesbin ölü ve yirmibesbin yarali verdirdiler. Rus Maresali Paskieviç ve üç general yaralandi. Dokuz Rus generalinin öldürüldügü Silistre'de Paskieviç'in yerine Generel Gorçakof tayin edildi. Türkler'in tekrar hakim oldugu Silistre'de üçbin sehid verildi. Silistre'yi büyük bir kahramanlikla müdafaa eden Musa Pasa namaz kilmak için abdest alirken bombardiman esnasinda gülle isabet etmesi neticesinde sehid oldu. Az sayidaki Türk kuvvetlerine yenilen Ruslar Silistre kusatmasini kaldirdilar. Ruslar Silistre'den geri çekilirken otuzbin askerle daha takviye edildiler. 8 Temmuz'da Yerköy Muharebesi'ni de kaybeden Ruslar Iki general ve altibin asker de burada kaybettiler. Eflak ve Bogdan'da binlerce ölü ve yarali vererek çekilen Rus kuvvetlerinin yerine 6 Agustosta Türk kuvvetleri girdi. Rus zulmünden bikan Romanyalilar Osmanli kuvvetlerini sevinçle karsilayip büyük merasimler tertip ettiler. Romanyalilar Hiristiyan olmasina ragmen Hilâl'in Salib'e galibiyetinden dolayi Bükres Büyük Kilisesi'nde dua ettiler. Yüzyillardir Osmanli hakimiyetinde bulunmalarina bir kere daha sükrettiler. Osmanli Devleti ve müttefikleri Avusturya-Macaristan Imparatorlugu ile anlasma yapip Eflâk ve Bogdan'in Tuna' nin güvenligini bunlara verip Kirim'a saldirmaya karar verdiler. Ingiliz ve Fransiz donanmasi Baltik'a açilip Ruslar'i taciz etti. Rumelideki Türk kuvvetleri mevcudu yüzseksenbine kadar çikarildi. Temmuz ayindan beri Varna'da bulunan ellibesbin kisilik müttefik kuvvetleri Eylül ayinda Krim'a hareket etti. Rüstem Pasa ve Fransiz Arnaud Ingiliz Lord Raglan kumandasindaki müttefik kuvvetler; elliyedibin asker seksendokuz savas gemisi ve ikiyüzaltmisyedi nakliye gemisiyle 14 Eylül 1854 de Kirim Yarimadasi'na çikartma yapti. Müttefik kuvvetlerin hedefi Ruslar'in Karadeniz'deki en kuvvetli ve müstahkem liman sehri Sivastopol'dü. 19 Eylül' de Eskihisar mevkiinden hareket eden müttefik kuvvetleri Prens Mençikof idaresindeki General Gorçakofun da bulundugu ellibin Rus askerine karsi 20 Eylül'de Alma'da muharebeye tutustular. Alma Muharebesi'nde Ruslar besbin ölü onikibin yarali müttefikler de binsekizyüz ölü ve üçbin yarali verdiler. Alma'da zafer kazanan müttefiklerin hedefi Sivastopol idi. Ruslar sehir limanindaki donanmalarinin bir kismini batirarak trafige kapayip denizden asker çikarilmasini zorlastirdilar. Osmanlilar ve müttefikler Kinm'a devamli asker silah mühimmat ve erzak gönderdiler.

Sivastopolu çevirip sehir yakinlarindaki Balaklava limanini isgal ettiler. 25 Ekim'de Balaklava 5 Kasim 1854 de înkerman muharebelerinde Ruslar doksanbin askerle savasmalarina ragmen yenildiler. Müttefiklerin gayesi Mençikofu devamli takip edip sikistirarak büyük kuvvetlerle Sivastopol'ü kusatip sehri zaptetmekti înkerman yenilgisine dayanamayan Rus baskumandani Prens Mençikof kederinden öldü. Yerine General Gorçakof tayin edildi.

1854-1855 kisinda Kirim'da askeri harekâtin durmasina ragmen siyasi faaliyetler yogunlasti. Italyan birligini temin için Sardenya Kralliginin Piemento hükümeti müttefiklerin destegini saglamak için anlasma ile Kirim'a onbesbin asker gönderdi.

Sistemlesen bir ideal haline gelen "Rus yayilma siyaseti"nin Çar Deli Petro gibi büyük takipçisi olan birinci Nikola Osmanlilarin üst üste kazandigi zaferleri kabullenemiyerek intihar etti. Yeni Rus Çari ikinci Alexandre Çarlik zulümlerine devam edecegini ilan ederek Mart 1855 de tahta çikti.

Müttefikler 1855 baharinda büyük hazirlik yaparak Kirim'in asker silah mühimmat ve erzak stokunu takviye ettiler. Komuta kademesinde dedegisiklik oldu. Fransiz baskumandanligina General Pelissier Lord Raglan'in hastaliktan ölmesiyle de yerine Ingiliz generali Simson tayin edildi. Müttefik kuvvetleri mevcudu ikiyüzbin civarindaydi. 24 Mayis'ta Ruslar'in Sivastopol'a asker sevkiyati yaptigi stratejik öneme haiz Kerç Bogazina müttefiklerin asker çikartmasiyla harekât baslatildi. Buharli savas gemilerinden meydana gelen yirmiiki gemilik Müttefik filosu Azak Denizi'ne gönderildi. Ruslar'in Karadeniz sahilleri isgal edilerek çok kayip verdirildi. Yazin bütün siddetiyle devam eden çarpismalardan sonra Eylül ayinda Sivastopol'a karsi büyük umumi hücuma geçildi. Rus Baskumandani Gorçakof devamli yardim alarak asker mevcudunu artirdi. Gorçakof müttefikleri Karadeniz'e dökmek için büyük hazirliklara giristi. Devamli bombardiman edilen Sivastopol'un 8 Eylül'de Malakof istihkamlarinin zaptedilmesiyle Ruslar dayanamayacaklarini anlayip sehri terketmeye basladilar. 9 Eylül'de müttefiklerin eline geçen Karadeniz'in en mühim sehri Sivastopol bombardiman ve Ruslarin yanginlariyla harabe haline gelmisti.

12 Eylül 1855'de bütünüyle müttefiklerin isgaline ugrayan Sivastopol istihkâmlari limani tersaneleri tahrip edildi. Müttefikler harekâta devam ederek Ruslar'i takip ettiler. Kilburnu Zaferi kazanilip Özi Kalesi fethedildi. Osmanli ordusu baskumandani Ömer Pasa Anadolu cephesine yardim etmek için Kafkasya'ya hareket etti. Sohumkale'ye asker çikarip Ruslar'in kusatmasi altindaki Kars'a yardim etmek istiyordu. Kafkasya'da yerli ahâli Rus zulmünden biktigindan Osmanlinin yaninda yer aldilar. Kafkasya'nin "Hürriyet Günesi" Seyh Sâmil Ruslara karsi destanlasan mücâdeleler verdi. Osmanli Sultani ve Islâm Halîfesi Sultan Abdülmecid Han'in tevecühünü kazanmak için Moskof a karsi Çerkesler Gürcüler ve yerli ahâli bütün imkânlariyla mücâdeleye katildi. Üç aydan beri Ruslar' in kusatmasi altinda bulunan Kars onbin askerle kirkbin Çar askerine karsi dayandi. Mütemadiyen Rumeli ordusunun ve Müttefiklerin ihtiyacini karsilamaya çalisan istanbul Hükümeti Kafkasya cephesine fazla ikmal yapamadi. Istanbul'dan gönderilen ikmalin bir kismi da Rus taaruzuna maruz kaldigindan yerine ulastirilamadi. Ömer Pasa sehre yetismeden 28 Kasim 1855 de Kars açlik yüzünden askeri silâhi cephane ve erzaki üstün düsmana anlasma ile teslim edildi. Kirim savasi 1855 sonunda askeri harekât olarak bitmesine ve Müttefiklerin israrina ragmen Ruslar barisa yanasmadilar. Bu durum 1856 Subatina kadar devam etti. Ilk önce Viyana'da baslayan baris görüsmelerine Paris'te devam edildi.

Osmanli Devleti Rusya Ingiltere Fransa Italya Avusturya-Macaristan ve Prusyanin katildigi Paris görüsmeleri 3ü Mart 1856 da Paris Andlasmasiyla neticelendi. Kirim Savasi Osmanli Devletinin toprak kaybina sebep olmamasina ragmen siyasi olarak aleyhimize oldu. Her iki tarafin ikiyüzellibinden ziyade asker kaybina sebep olan Kirim savasinda müttefikler siyasi bakimdan kârli çikti. Osmanli Devleti'ni Rusya ile savasa sokarak mesgul olmasini firsat bilen Ingiltere büyük devletlerin dikkâtini Hindistan'dan uzaklastirdi. Gürganiyye Islâm Devletini yikarak Hindistan hazinelerine sahip olup ticaretini gelistirdi. Islahat fermaniyla ülke içindeki gayri müslimleri simartip isyana götüren haklar verildi. Bunu gayet iyi degerlendiren Fransa günümüze kadar devam eden Ortadogu hadiselerine sebebiyet verdirdi. Italya müttefiklerden siyasi yardim alarak birligini kuvvetlendirip tamamladi. Rusya savastan maglup çikmasina ragmen Paris Andlasmasi'na aykiri hareket edip büyük idealini önce siyasi faaliyet olarak sonra da her türlü hareketlere tesebbüs ederek devam ettirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:30 pm

Mercidabık Savaşı


Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim Hanın Ortadoğu'da hâkimiyetini genişletmesi; Suriye Filistin Arabistan Yarımadası Mısır ve Kuzey Afrika'nın doğusuna hakim Memlûklu Sultanı Kansu Gavri'yi (Kansuh el-Gûrî) harekete geçirip tedbir almaya sevk etti. 23 Ağustos 1514'te Çaldıran Meydan Muharebesi'nde Yavuz Sultan Selim Hana yenilip kaçan İran Safevî hükümdarı Şah İsmail ile ittifâk kurdu. Yavuz Sultan Selim Han haber alma teşkilâtı vasıtasıyla Şah İsmail-Kansu Gavri ittifakını öğrenince Vezîr-i âzam Sinan Paşa'yı kırk bin kişilik bir kuvvetle Safevîler üzerine gönderdi. Sinan Paşanın Diyarbekir�e giderken Fırat�ı geçmek için Memlûklar'dan izin isteyip de iznin verilmemesi ve Kansu Gavri�nin elli bin kişilik kuvvetle Halep�e gelmesi harp sebebi sayıldı. Devrin âlimlerinden Zenbilli Ali Cemâli Efendinin fetvasıyla sefere çıkıldı. Yavuz Sultan Selim Han dâhiyâne bir siyasetle Mısır devlet adamlarının bir kısmını ve Suriye ahalisini kendi safına almaya muvaffak oldu.
Yavuz Sultan Selim Kansu Gavri�ye Halep�in kuzeyindeki Mercidabık mevkiinde meydan muharebesi için hazır olması haberini gönderdi. Mercidabık�ta karşılaşan iki ordunun da kuvvetleri eşit miktarlarda olup altmış bin civarındaydı. Osmanlılar ateşli silahlar teşkilat kumanda heyeti sevk ve idare bakımından Memlûklardan üstündü. Memlûkların da süvari kuvveti meşhurdu.
24 Ağustos 1516 sabahı Osmanlı ordusu hilâl şeklinde bir tertibat aldı. Ordunun merkezinde Yavuz Sultan Selim Han olup yanında Kapıkulu askeri ve önünde birbirine zincirle bağlı üç yüz top bulunuyordu. Sağ kola Anadolu Beylerbeyi Zeynel Paşa sol kola da Rumeli Beylerbeyi Sinan Paşa kumanda ediyordu. Memlûk ordusunun merkezine yanında Halife Üçüncü Mütevekkil olduğu halde Sultan Kansu Gavri sağ kola Halep Nâibi Hayırbay sol kola da Şam Nâibi Sibay kumanda ediyordu. Memlûklarda sultanın orduya kumandanların da Kansu Gavri�ye itimatsızlığı vardı. Osmanlı topçu ateşiyle başlayan muharebeye Memlûklar süvari taarruzu ile karşılık verdiler. Muharebe başladıktan iki saat sonra Memlûklar bozguna uğradı. Öğleden sonra kesin netice alınarak Memlûk karargâhı bütün ağırlığı ile Osmanlıların eline geçti. Boğucu bir yaz sıcağında meydana gelen muharebeden kurtulan Memlûk askerleri; Halep Hama Humus ve Şam'a kaçtı. Takip edilen Memlûk kuvvetlerinden ele geçenler imha edilerek Kuzey Suriye bütünüyle zaptedildi. Ahalisi Sünnî olan şehirler Yavuz Sultan Selim Hanı ve Osmanlıları davet ettiler. Suriye şehirleri kendi rızalarıyla Osmanlı idaresini tercih ettiğinden ahaliye zarar verilmedi. Memlûk Sultanı Kansu Gavri savaş meydanında öldü. Abbasî halifesi Üçüncü Mütevekkil muharebeden sonra Yavuz Sultan Selim Hanın yanına gelerek sultandan çok hürmet gördü. Yavuz Sultan Selim Han 28 Ağustos'ta Halep'e 27 Eylülde Şam'a gelerek Mısır'ın fethini gerçekleştirecek sefere hazırlanmaya başladı.
Mercidabık'ta kazanılan zafer Osmanlı Devletine dinî siyasî askerî iktisadî pek çok faydalar sağladı. Hilafetin Osmanlı Hanedanına geçme yolu açıldı. Doğuda Osmanlı Devletinin son rakibi Mısır-Memlûk Devleti ortadan kaldırılma safhasına getirildi. Suriye Lübnan ve Filistin Osmanlı hâkimiyetine girdi. Mısır ve Arabistan Yarımadası yolu açıldı. Güneydoğu Anadolu'nun zaptedilmesiyle Anadolu Türk birliği tamamlandı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:31 pm

Sırp Sındığı Savaşı

Islâm memleketlerine yönelen ve "Haçli Seferleri" diye anilan tecâvüz hareketleri bir asra yakin zamandan beri durmustu. Fakat Osmanli Türkleri'nin Bati Trakyayi elde etmeleri ve Bulgaristan ortalarina kadar sokulmalari Haçlilik ruhunun hortlamasina sebebiyet verdi.

Filibe'nin zapti sirasinda kaçan ve Sirbistan'a siginan Rum kumandani vakit geçirmeden Türkler üzerine yürünmesini tavsiye ediyor devamli tahriklerde bulunuyordu. Ancak Sirplar'in da Bulgarlar'in da bu macerayi göze alabilecek kuvvet ve cesaretleri yoktu. Türkler'i geri püskürtmeye çalisirken ellerindeki topraklan kaybedebilirlerdi. Ayrica Balkan kavimleri kendilerine din can mal ve kazanç hürriyeti getiren Islâm idaresinden memnundular; tekrar eski kötü jönlere dönmeyi istemiyorlardi. Denizci bir devlet olan Venedikliler ise Dogu'daki ticarî menfaatlerinin haleldar olacagi korkusuyla tarafsiz kalma siyasetinden ayrilmiyorlardi.

Osmanlilar'a karsi çikabilecek tek devlet Macaristan'di. Balkanlar'i da hâkimiyeti altina alma sevdasina düsen Macar Krali Layos böylece hazirlanmaya basladi.

Iste o siralarda Papa V. Urban da Macar ve Sirp krallari ile Eflâk (Romanya) ve Bosna prenslikleri arasinda askeri ittifak kurulmasina önayak oldu. Tarihlerimizde umumiyetle 60 bin kisi olarak gösterilen Haçlilar Macar Krali Layos kumandasinda Edirne'ye dogru yürüdüler.

Sultan Murad o sirada Bursa'da bulunuyordu ve Türk ordusunun büyük kismi Anadolu'da idi. Rumeli Beylerbeyi Lala Sahin Pasa bir taraftan padisaha haber yollarken bir taraftan da Haci Ilbeyi kumandasindaki 10 bin kisilik akinci kuvvetini kesif gayesiyle göndermisti.

Herhangi bir mukavemet görmeden ilerleyen Haçli ordusu Meriç nehrini geçtikten sonra Edirne'nin birkaç kilometre ötesinde durakladi. Taarruza geçtikleri anda bu sehri zaptedecekleri ve Trakya'nin güneyine sarkacaklari muhakkakti. Çünkü Bursa'dan yola çikacak Osmanli ordusu kisa zamanda oraya erisemezdi.

Haci Ilbeyi konak yerinde eglenceye dalan ve müstakbel zaferlerin tadini simdiden çikarmaya kalkan Haçlilar'a karsi bir gece baskini düzenlemeyi kararlastirdi. Kimseden talimat almamisti ve bu tehlikeli tesebbüsten zararli çikilirsa kendi elleriyle idam fermanini hazirlamis olacakti. Fakat gece karanliginda hücuma geçen 10 bin Türk akincisi düsmani tam gaflet halinde bastirdilar. "Koyun sürüsüne dalan kurt gibi" neye ugradiklarini sasiran Haçli askerlerini kiliçtan geçirdiler. Kaçabilenlerin çogunlugu da Meriç sularinda boguldu. Kral Layos ise canini güçlükle kurtararak memleketine dönebilmisti. Osmanlilar'in müttefik Hiristiyan ordularina karsi elde ettigi bu zafer tarihlerimizde "Sirp Sindigi" olarak anilir.

Öte yandan Sultan I. Murad Bursa'dan hareket etmis Gelibolu'ya geçmeden önce Katalanlar elinde bulunan Karabiga'nin fethini kararlastirmisti. Çünkü ordusunun arkasini emniyete almak istiyordu. Sirp Sindigi Zaferi'nin haberi ulasinca denizden ve karadan yaptigi taarruzun siddetini arttirdi ve nihayet kaleyi düsürerek Marmara'nin güney sahillerindeki Türk hâkimiyetini tamamladi. Bu arada Gazi Evrenos Serez'i fethetmisti.

Sirp Sindigi Zaferi devlet merkezinin Bursa'da tutulmasinin mahzurlu olacagini göstermisti. Çünkü Osmanlilar'a yönelecek tehlikeler simdilik sâdece Hiristiyan dünyâsindan geliyordu. Ayrica devletin istikbâli de Rumeli'de tutunmasina bagli idi. Bu sebeple Edirne sehri askeri merkez haline getirildi.

Bizans Imparatoru V. loannes Paleologos Türkler'in Rumeli'de kazandigi topraklan istirdada çalismayacagini ve Türk düsmanlari ile ittifak kurmayacagini taahhüt etmisti ama el altindan bunun aksi faaliyette bulunmaktan vazgeçmiyordu. Nitekim gizlice Macaristan'a gitmis ve kendisine yardim edilirse Ortodoks mezhebini birakip Katolik olacagina söz vermisti. Fakat memleketine dönerken Bulgar Krali Ivan Sisman onu yakalatarak Nigbolu kalesine hapsetmisti.

O sirada Macar Krali Layos Papa nezdindeki tesebbüslerine hiz vermisti. Böylece bir taraftan Papa'nin Türkler aleyhindeki tahrikleri bir taraftan da Bizans imparatoru'nu kurtarmak maksadiyla Savua Kontu VI. Amadeo 15 kadirga ile yola çikti. Ugradigi Agriboz ve Midilli adalarindan yardimci kuvvetler alip Çanakkale Bogazi'na girdi ve 1366'da Gelibolu'yu zaptetti. Türklerin donanmalari bulunmadigi için bu isgali önleyememislerdi. Ancak 1367 Haziran'inda Bizans'a birakilan Gelibolu kisa bir müddet sonra tekrar Türk topraklarina katilacaktir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:31 pm

Varna Savaşı

Sultan İkinci Murad büyük bir hızla Edirne'ye geldi. Osmanlı Ordusunun başına geçti. Varna önlerine gelen Osmanlı Ordusu Haçlılara karşı saldırıya geçti. Haçlı Ordusunun Varna önlerinde bozguna uğratılmasıyla büyük bir zafer kazanıldı (10 Kasım 1444).

Varna Savaşı Haçlıların İstanbul'un Türkler tarafından fethedilmesini engellemek için yaptıkları son girişim oldu.

Bu savaş Osmanlıları Segedin Antlaşmasına zorlayan şartları tamamen değiştirdi. Sultan İkinci Murad bir müddet sonra tahtı yine oğluna bırakarak çekildiyse de devlet adamlarının ısrarları sonucu tekrar tahtına döndü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:31 pm

Otlukbeli Savaşı

Karamanoğlu İbrahim'in 1464'te ölmesi üzerine oğulları birbirlerine düşmüşlerdi. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yardımıyla İshak Bey Karamanoğlu beyliğine sahip oldu. Bunun üzerine diğer oğlu Pir Ahmed Bey Fatih Sultan Mehmed'den yardım istedi ve gelen yardım sayesinde Beyliği ele geçirdi. Fakat Pir Ahmed Bey bir süre sonra gidip Venediklilerle anlaşınca bu duruma sinirlenen Fatih Sultan Mehmed Karaman Seferi'ne çıkmaya karar verdi.

Konya ve Karaman alınarak Osmanlı'ya bağlandı. Karaman halkı İstanbul'a ve çeşitli yerlere göç ettirildiler. Pir Ahmed Bey kaçarak Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'a sığındı. Bu olay Osmanlılarla Akkoyunluların arasının açılmasına neden oldu.

Osmanlılar Avrupa ve Anadolu'daki topraklarını genişletirken Akkoyunlular Devleti'de Doğu Anadolu Kafkasya İran ve Irak üzerinde hakimiyet kurmuşlardı. Sınırlarını genişleten iki Türk Devleti arasında büyük bir savaş kaçınılmaz olmuştu. Otlukbeli mevkiinde 11 Ağustos 1473'de yapılan savaşta devrin en kuvvetli savaş tekniğine ve araçlarına sahip olan Osmanlı ordusu Uzun Hasan'ın kuvvetli süvarilerden kurulmuş olan ordusunu birkaç saatte dağıttı.

Bu savaştan sonra Akkoyunlular bir daha kendilerini toparlayamadılar. Fatih Sultan Mehmed Akkoyunlu tehlikesini bu şekilde engellemiş oldu. Anadolu'da ve Rumeli'de birçok sefer düzenleyip pek çok zafer kazanmıştı.

Buna rağmen güneyde güçlü bir devlet konumunda olan Memlüklerle problemler yaşandığı halde sıcak bir savaştan kaçınmıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:32 pm

Venedik Savaşı

İstanbul'un alınmasıyla ekonomik alanda en çok zarar gören devlet Venedik olmuştu. Fatih Sultan Mehmed zamanında kendilerine kapitülasyonlar verilmiş ve bu sayede Haçlı birliğinden ayrılmışlardı. Fakat Venedik her zaman için Osmanlı aleyhtarı bir politika izleyerek zaman zaman Mora halkını kışkırtıyordu. Sultan İkinci Bayezid bu sorunu kökünden çözmeye ve Venediklilerin ellerinde kalan yerleri de almaya karar verdi.

Karadan ve denizden yapılan kuşatmayla İnebahtı (1499) ardından Moron Koron ve Navarin kaleleri ele geçirildi. Yunan adalarının da fethedilmesi üzerine Osmanlılarla başa çıkamayacağını anlayan Venedikliler barış istediler. Yapılan barış antlaşmaları sonunda Osmanlı'nın fethettiği yerler tekrar Venediklilere verildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:32 pm

Salakamen Savaşı

Sultan İkinci Ahmed padişah olduğunda Köprülü Fazıl Mustafa Paşa sadrazamdı. Sultan İkinci Süleyman'ın son yıllarında Köprülü Fazıl Mustafa Paşa önemli askeri başarılar elde etmişti. Belgrad'dan çıkıp Tuna'yı aşarak Avusturya üzerine yürüyen Köprülü Fazıl Mustafa Paşa Kırım kuvvetlerini beklemeden Petervaradin'de düşmana ani bir darbe vurmak istedi.

Ancak pusuya düşürülen Köprülü Fazıl Mustafa Paşa Salakamen'de bozguna uğradı ve kendisi de alnından vurularak şehit oldu. Avusturya cephesindeki ilerleyiş ve mücadele böylece sona erdi. Avusturya ile yapılmakta olan savaş neticelenemedi ve Osmanlı akınları durdu. Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın yapmaya çalıştığı ıslahat hareketlerinden de o öldükten sonra vazgeçildi.

Lehistan'ın amacı 1672 yılında Osmanlılar tarafından fethedilen Podolya eyaletinin başkenti olan Kamaniçe'yi ele geçirmekti. Ancak Lehistan'ın kuvvetli hücumlarına direnen Kahraman Paşa kaleyi korumayı başardı. Bunun dışında Venediklilere karşı da başarılı direnişler yapıldı. Eğriboz kalesi kahramanca savunularak Venediklilerin eline geçmesi engellendi. Diğer yandan Sakız Kalesi de Venediklilerin saldırısına uğradı. Ancak Sakız Kalesi tüm çabalara rağmen 21 Eylül 1695 tarihinde şartlı olarak Venediklilere teslim edildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:32 pm

Prut Savaşı

Rusya Osmanlı Devleti ile mücadelesinde kendi lehine bir zemin yaratmak istiyordu. Osmanlı Devleti içinde yaşayan Ortodoks toplumları kışkırtarak Osmanlı Devleti'ni zayıflatacak ve yapacağı savaşlarda daha önce kaybettiği toprakları geri alacaktı. Eflak ve Boğdan Beylerini Osmanlılara karşı kışkırtan Rus Çarı Deli Petro Poltova Savaşı'nda İsveç Kralı Demirbaş Şarl'ı yenince Demirbaş Şarl Osmanlılara sığındı. İsveç Kralını kovalayan Rus birliklerinin Osmanlı topraklarına akınlar düzenlemesi üzerine Osmanlı Devleti Rusya'ya karşı savaş ilan etti (1711).

Sadrazamlığa getirilen Baltacı Mehmed Paşa 100.000 kişilik bir orduyla Tuna'yı geçerek Eflak'a girerken Osmanlı donanması da Karadeniz'e açıldı. Osmanlı kuvvetleri Kırım Ordusunun da desteği ile Rus birliklerini Prut Nehri kıyısında çember içine aldılar. O an için kurtuluş imkanı bulunmayan Rus Çarı Deli Petro Moskova'ya bir mektup yazarak durumun zorluğunu ve ümitsizliğini anlattı. Çariçe Birinci Katarina araya girerek Osmanlı Devleti'ne barış teklifinde bulundu. Hem Kırım Hanı hem de İsveç Kralı saldırıya geçilip Rus ordusunun yok edilmesini savunuyorlardı. Ancak Baltacı Mehmed Paşa yeniçerilere güvenmiyordu. Kuşatma sırasında yeni bir kutsal ittifakın oluşturulabileceği düşüncesine sahip olan ve Osmanlı ordusunun çok yıpranacağı endişesini taşıyan Baltacı Mehmed Paşa barış yapılmasını kabul etti (21 Temmuz 1711). İmzalanan Prut antlaşması ile Azak kalesi Osmanlılara geri verildi. Ruslar İstanbul'da devamlı bir elçi bulundurmayacak ve İsveç Kralı Şarl'ın serbestçe ülkesine dönmesine izin vereceklerdi.

Osmanlı Devleti kazandığı bu başarıdan sonra daha önce kaybedilen Mora yarımadasını da geri almak istiyordu. Venedikli korsanların Osmanlı ticaret gemilerine saldırmaları ve Mora halkının Osmanlı Devleti'nin yönetimi altına girmeyi istemesi Venediklilere savaş açılmasına neden oldu (8 Aralık 1714). Silahtar Ali Paşa Modon Koron ve Navarin'i alarak Mora'yı fethetti (22 Ağustos 1715).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:32 pm

Rus-Avusturya Savaşları

Rusların Lehistan'ın iç işlerine karışmaları Avusturya ile ittifak yapma çalışmaları devam eden İran savaşları sırasında Kırım ordusunun Kafkasya üzerinden geçmesine izin vermemeleri ve Azak kalesini işgal etmeleri gibi sebepler Sultan Birinci Mahmud'un 16 Haziran 1736 günü Rus seferine çıkma kararını almasına yol açtı.

4 Ağustos 1737 günü Banyaluka Zaferi kazanıldı. Balkanlara ve Kırım'a saldıran Rus kuvvetleri bozguna uğrayarak geri çekildiler. 1 Eylül 1739 günü Belgrad kalesi geri alındı. Osmanlı Devleti'nin Avusturya cephesinde de başarılı olması Rusya'nın barış istemesine sebep oldu. Osmanlı Devleti 18 Eylül 1739 tarihinde Avusturya ve Rusya ile Belgrad antlaşmasını imzaladı.

Belgrad antlaşmasına göre Azak kalesi Ruslara bırakılacak Rusların savaş sırasında elde ettiği diğer topraklar Osmanlı Devleti'ne teslim edilecek ve Ruslar Karadeniz'de savaş ve ticaret gemisi bulundurmayacaktı. Bu antlaşmanın imzalanmasında Fransa'nın katkıları oldu ve Fransa'ya daha önce verilmiş olan imtiyazlar arttırıldı.

Sultan Birinci Mahmud'un son yılları barış içinde geçti. Ancak bu aralar meydana gelen yangınlar İstanbul'da büyük zarara yol açıyordu. 28 Aralık 1745 günü çıkan büyük İstanbul yangını sırasında Balat ve Fener'de 800 ev yandı. Beş yıl sonra çıkan başka bir yangında İstanbul'un birkaç mahallesi ve tarihi konakları kül oldu (4 Şubat 1750). 3 Eylül 1754 günü büyük İstanbul Depremi meydana geldi. İstanbul'un beş altı gün içinde 14 defa sallandığı bu deprem sırasında Ayasofya Bayezid ve Fatih camilerinin kubbeleri de zarar gördü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:33 pm

--------------------------------------------------------------------------------

Osmanlı-Rus Savaşları

Sultan Üçüncü Selim tahta çıktığında Osmanlı Devleti Rusya ve Avusturya ile savaş halindeydi. Sultan Üçüncü Selim bu iki devlete karşı mücadeleye devam etti.

Bu savaşın temel sebepleri Kırım'ı kurtarmak ve Osmanlı topraklarını aralarında paylaşma hesapları yapan Avusturya ve Rusya'ya engel olmaktı. Kırım'ın jeopolitik konumu İstanbul'un güvenliği için çok önemliydi. Bu savaşlar sırasında Avusturya'ya karşı İsmail Zaferi gibi bazı başarılar kazanılmışsa da Ruslara karşı aynı başarı gösterilememişti. Ruslarla yapılan Fokşan (1 Ağustos 1789) ve Boze Savaşları'nda (22 Eylül 1789) Osmanlı kuvvetleri büyük kayıplar verdi. Akkerman kalesi Ruslara geçti ve Baserabya bölgesi Rus işgaline uğradı. Sebeş Muhadiye Lazarethane ve Pançova'yı işgal eden Avusturyalılar ise önce Belgrad'ı (8 Ekim 1789) daha sonra ise Semendire'yi ele geçirdiler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:33 pm

Osmanlı Devletinin Antlaşmaları

Ayastefanos Antlaşması

1878'de imzalanan Ayastefanos Antlaşmasına göre;

- Osmanlı Devleti'ne bağlı bir Bulgaristan Prensliği kurulacak Prensliğin sınırları Tuna'dan Ege'ye Trakya'dan Arnavutluk'a uzanacaktı.

- Bosna-Hersek'e iç işlerinde bağımsızlık verilecek

- Sırbistan Karadağ ve Romanya tam bağımsızlık kazanacak ve sınırları genişletilecek

- Kars Ardahan Batum ve Doğu Beyazıt Rusya'ya verilecek

- Teselya Yunanistan'a bırakılacak

- Girit ve Ermenistan'da ıslahat yapılacak

- Osmanlı Devleti Rusya'ya 30 bin ruble savaş tazminatı ödeyecekti.

Rusya'nın Osmanlı Devleti'ni Ayastefanos Antlaşmasıyla istediği gibi parçalamasını istemeyen Avrupalı Devletler bu antlaşmaya itiraz ettiler. Berlin'de toplanan konferanstan sonra yeni bir antlaşma imzalandı. Berlin Antlaşması ile:

- Ayastefanos Antlaşmasıyla kurulan Bulgaristan üç kısma ayrıldı.

- Bosna-Hersek Osmanlı Devleti'ne ait kabul edilecek fakat Avusturya tarafından yönetilecekti.

- Karadağ Sırbistan ve Romanya'nın bağımsızlığı devam edecek fakat sınırları değiştirilecek

- Kars Ardahan Batum Ruslarda kalacak fakat Doğu Beyazıt Osmanlı Devleti'ne bırakılacak

- Teselya Bölgesi Yunanistan'a ait olacak

- Rumeli'de ve Anadolu'da Ermenilerin oturduğu bölgelerde ıslahatlar yapılacak

- Osmanlı Devleti Rusya'ya 60 milyon ruble savaş tazminatı ödeyecekti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mrsposible
Co Admin
Co Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 03/05/10

MesajKonu: Geri: A'dan Z'ye Osmanlı Devleti   Ptsi Mayıs 03, 2010 8:33 pm

--------------------------------------------------------------------------------

Balta Limanı Antlaşması

1838'de Ingiltere daha sonra diger Avrupa devletleri ile Balta limaninda yapilan ticâret andlasmalari.

Osmanli Devleti'nde ekonomik faaliyet genis ölçüde devletin kontrolü altinda cereyan etmekteydi. Yaygin bir iktisadî faaliyet olan tarim devlete ait topraklarin isletilmesi esâsina dayaniyordu. Buna bagli olarak kurulan timar sistemi Osmanli zirâat ekonomisinin temelini teskil etmekteydi. Sanayi üretimi ise devlet kontrolündeki ahilik müessesesi içinde yürütülüyordu. Kapali bir iktisat sistemi olan ahîlik üyelerine çalisma zevki meslek disiplini dürüstlük kanaatkârlik gibi saglam ahlâk kurallarini asiliyor meslek itibârini korudugu gibi standartlari ayakta tutarak haksiz rekabetleri önlüyordu. Hükümetin müdâhalesi ahiligin iç islerine kadar gitmez yalnizca ahilige bagli subelerin îmâl ettikleri mallarin kalite mikdâr ve fiyatlarinda olurdu. Böylece ahîlik sistemi ham maddelerin arz ve talebini tanzim eden bir mekanizma olarak islerdi. 17. ve 18. yüzyillarda pamuk ipek kereste ve demir gibi maddeler ulasim güçlükleri ve üretimdeki yetersizlikler dolayisiyla piyasaya her zaman yeterli mikdârda yâni bütün talebi karsilayacak ölçüde sevk edilemezdi. Bu bakimdan ham maddelerin ahilige mensûb ustalarin eline normal fiyatlar üzerinden ve onlardan hiç birini issiz birakmiyacak sekilde dagitilmasi büyük bir ehemmiyet arz ederdi. Bâzi maddelere sik sik konan ihraç yasaklari veya bu maddelerin stokçular tarafindan satin alinmasini önleyen tedbirler bu cümledendi.

Bu arada 1820'lerin basinda Ingiltere sanayi inkilâbini tamamlamis ve Napolyon savaslari sonunda da Fransa'yi yenerek rakipsiz duruma gelmisti. Dünyâ pazarlarinda ingiltere sanayii ile rekabet edebilecek bir ülke yoktu. Sanayi inkilâbini henüz tamamlamamis olan diger Avrupa ülkeleri korumaci tedbirlerle Ingiltere'nin kendi pazarlarina girmelerini önlüyorlardi. Bu durumda Ingiltere ticâret ve sanayi sermâyesi için yapilacak tek sey kaliyordu. O da Avrupa disindaki ülkelerin pazarlarini ve ham maddelerini ticârete açmak. Nitekim onlar bu gaye ile 1820' lerden 1840'lara kadar Latin Amerika'dan Çin'e kadar pek çok bölgede ya anlasmak suretiyle veyahut silâh zoruyla pek çok ticâret andlasmasi imzaladilar.

Avrupa'da sanayi inkilâbinin neticesi olarak daha fazla hammaddeye ihtiyâç duyulmaya baslanmasi üzerine Osmanli hükümeti de 1826'dan itibaren ham maddesini disariya çikararak esnafin issiz kalmasini önlemek maksâdiyle bir nevi himaye sistemi olan yed-i vâhid (tekel) usûlünü uygulamaya koydu. Sistemin ayrica yeni kurulmus olan Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye ordusuna kaynak bulmak ve üreticinin mahsûlünü ucuza satarak aldanmasini önlemek gibi gayeleri de bulunuyordu. Yed-i vâhid uygulamasi özellikle Ingiliz tüccarlarini son derece rahatsiz ediyordu. Nitekim Ingiliz sefiri Ponsenby yed-i vâhid usûlü ile ticâret serbestisine konmus engellere siddetle çatmakta; "Türkiye'de mahsûl yetistirenler bunlarin fiyatlarini tesbit etmekte yegâne hâkim olan imtiyazli kimselere satmak mecburiyetinde kaldikça Türk sanâyiinin gerilige mahkûm kalacagini iddia etmekte idi. Kisaca yed-i vâhid usûlü Ingiltere'nin Osmanli Devleti'ni gönlünce sömürmesini engellemekteydi.

Bu sebeple Ingilizler Osmanli ticâretinde kendilerine ters düsen hükümlerin kaldirilmasi için 1833' den itibaren ünlü hâriciye nazirlari Polmerston araciligiyla ugrasmaya basladilar. 1836'daki muzakerelerde Osmanli hey'etine baskanlik eden gümrük emini Tâhir Efendi eski düzenden mümkün oldugunca az tâviz vermeye çalismis ve Ingiliz isteklerine boyun egmemisti. Bu durumda Ingiliz diplomasisi Osmanli bürokrasisinin zayif ve bunalimli bir devresini kollamaya basladi. Nitekim bu firsat iki yönlü olarak Ingilizlerin karsisina çikti. 1837'de Londra büyük elçiliginden hâriciye nazirligina getirilen Mustafa Resîd Pasa Ingilizlere yakin bir müzakereci idi. Londra büyükelçiliginde iken mason locasina kayitli olan Resîd Pasa Osmanli Devleti'ni iktisâdi bakimdan çökertecek bir andlasmaya yanasmakta hiç tereddüt göstermedi. Bu sirada Mehmed Ali Pasa Misir'da Osmanli Devleti için büyük bir tehlike arz ediyordu. Resîd Pasa Misir mes'elesinde Ingilizlerin yardimlarini te'min bahanesiyle Balta Limani'ndaki yalisinda dört gün süren ve çok gizli tutulan pazarliklar sonucunda 16 Agustos 1838'de Osmanli-Ingiliz ticâret andlasmasini imzaladilar. Andlasma 8 Ekim 1838'de kraliçe Victoria bir ay sonra da Sultan Mahmûd tarafindan tasdîk olundu. Esas ve zeyl olmak üzere iki kisim hâlinde tanzim edilen andlasmanin birinci kismi (esas) iç ticârete ait maddeleri; zeyli meydana getiren ikinci kisim ise Ingiltere'den ithâl edilecek mallarla transit esyalarin gümrüklendirilme sekillerini ihtiva ediyordu.

Andlasmanin zeyl kisminin ikinci maddesine göre zirâi mahsûller ile sâir esya üzerine konan yed-i vâhid yâni tekel usûlü tamamen kaldiriliyordu. Bu madde ile emperyalizmin önündeki engeller kaldirilarak iktisadî sistemimiz felce ugramis oluyordu. Ayrica iç ticâretin Osmanli vatandaslarina münhasir kalmasi da kaldirilip istisnasiz bir sekilde Ingiliz tüccarlarina veriliyordu.

Andlasmanin diger önemli hükümlerine gelince; dördüncü madde ile Britanya tebeasi Osmanli memleketleri mahsûlü olan bütün maddeleri istisnasiz olarak ihraç etme müsâadesine sâhib olacaklardi. Altinci madde ile transit resmi kaldirilmaktaydi. Yedinci madde ile Ingiliz gemileriyle gelen Ingiliz emtiasi için bir defa gümrügü ödendikten sonra ithalâtçi veya alici tarafindan nereye götürülürse götürülsün bir daha gümrük ödenmeyecekti. Andlasmanin bu hükümleri ile Osmanli hazînesi önemli bir gelir kaynagindan mahrum kaldi önceden yabanci bir emtia bir eyâletten diger bir eyâlete geçerken ilâve gümrük ödemek zorunda bulundugundan fiyati artarak rekabet gücünü kaybediyordu. Simdi ise Osmanli tüccari bir yerden bir yere bir mali götürüp satarken y üzde 12 verg i verirken Ingiliz tüccarlari ortaklari ve adamlari yüzde bes vergi ödeyecekti. Böylece Ingiliz tüccarlari Osmanli tüccarina karsi korunmus oluyordu. Bilâhare transitresminin devam etmesine karar verilmis ise de buna karsilik ithalât resimlerine yüzde ikiye varan bir indirime daha gidildi.

Bu arada andlasma hükümlerinin Misir Afrika eyâletleri dâhil bütün Osmanli ülkelerinde ve her sinif halk tarafindan tatbik ve riâyet olunacagina dikkat çekildikten sonra isteyen bütün dost devletlerede istisnasiz olarak andlasmanin tesmîl edilecegi taahhüd olunuyordu. Nitekim 19. yüzyilin ilk çeyregine kadar Osmanli dis ticâretinde birinci sirayi alan Fransa menfâatlerine halel gelecegini bilerek bu andlasma hükümlerine siddetle karsi çiktigi hâlde çok geçmeden 25 Kasim 1838'de yukaridaki maddeye istinaden ayni hükümleri ihtiva eden bir andlasma imzaladi. Bunu Avrupa'nin diger devletleri tâkib etmekte gecikmediler. 31 Ocak 1840'da Isveç ve Norveç 2 Mart 1840'da Ispanya 14 Mart 1840'da Hollanda. 30 Nisan 1840'da Belçika 1 Mayis 1841'de Danimarka ve 20 Mart 1843'de Portekiz ile andlasmalar imzalandi.

Mustafa Resid Pasa'nin faaliyetleri sonucu 1838'de önce Ingiltere ve sonraki yillarda diger Avrupa devletleriyle imzalanan bu ticarî andlasmalar esnafi ve tüccarlarimizi usakliga devletimizi de borç batakligina düsürmekten öte bir ise yaramamistir. Nitekim andlasmanin imzalanmasindan sonra Avusturya basbakani; "iste Osmanli simdi bitti" derken Osmanli'ya büyük bir darbenin vuruldugunu daha isin basinda söylemekten kendini alamamistir. Aradan yirmi yil geçtikten sonra 1858'de andlasmanin te'sirlerini anlatan Ingiliz Edvvard Michelson ise; "Yabanci ülkelerde büyük ünü olan Türk sanayiinin bir çok kollari simdi tamamen yok olmustur. Bunlar arasinda pamuk sanayii basda gelir ki bunlar tamâmiyle Ingiliz sanayii tarafindan saglanmaktadir Sam'in çelik biçaklari; Kibris' in sekeri Iznik'in çini Teselya'nin iplik boya sanayii hep yok olmustur. Bütün bu sanayii kollarinin bugün Türk topraklarinda artik izi bile kalmamistir" derken Türk sanayiinin düstügü aci durumu dile getirmistir. Bu ticâret andlasmalari devlet hazînesini önemli masraflari karsilayamaz hâle getirdi ve Avrupa'dan borç alma yolu açildi. Böylece disa bagimlilik devri baslamis oldu.

Gerçekten de sultan Abdülazîz 1861'de tahta çikarken 1838 ticarî andlasmalarinin bir neticesi olarak dis ticâretin yaninda iç ticâret de yabancilarin eline geçmis büyük çapta mâlî ve iktisadî çöküntü içerisinde bulunan bir devletle karsilasmis idi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
A'dan Z'ye Osmanlı Devleti
Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 4 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
 Similar topics
-
» İlk Osmanlı Fetihleri

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
F ForuM :: Genel Kültür :: Tarih-
Buraya geçin: